19 Aralık 2012 Çarşamba

"Aşk Notu"

...-Zaman kavramı olmayan bir beden de sıkışıp kaldım, gökyüzü o kadar griki, akşama mı gidiyor sabaha mı çıkıyorum hiç emin değilim. Nefesimin sıcaklığı buz gibi odanın içinde buhar olup gidiyor. Yaktığım elektrikli battaniyem bile içimden gelen bu iğrenç irkilmeyi kesmiyor. Aklımın bana oynadığı oyunlar yüzünden hiç bir şeyi net hatırlayamıyorum, cam kenarındaki piyano birşeyler anımsatacak gibi duruyor...

Piyanosunun başına oturdu, derin bir nefes çekti ve ağır ağır tuşlara basmaya başladı çaldıkça birşeyler hatırlayacak gibi oldu, hızlanmaya başladı çaldı çaldı ve en sonunda parmakları yorgun düştü.

-Çaldığım bestenin sonunu getiremiyorum. Hatırladıklarım acılardan ibaret. Üzerimdeki boğazlı kazağı sevdiğini hatırlıyorum sevgilim ama içinde eriyip gitmiş olan bedenimin senin için bir şey ifade etmediğinide biliyorum. Fotoğraflarının olduğu çerçevelerin hepsini toplamışsın giderken...

Duş almaya karar verdi, soyunduğunda banyodaki aynanın karşısında zayıflayan bedenini izledi , belli olan iskelet yapısı fazlasıyla göz rahatsız edici olmaya başlamıştı, duşa girdi ve bedenini sıcak suya teslim etti, gözlerini yumdu ve aklında dönmeye başlayan anılara gömüldü, evin heryerinde olduğu gibi minnacık kabinde bile özel anılar vardı. Akıp giden suyla bütün ruhunun da arınmasını diledi bölük pörçük hafızası ve belli belirsiz anılar orada bile rahat bırakmıyordu yorgun yüreğini. Duştan çıktı ve buhar tutmuş aynadaki çizilmiş aşk notuyla el izini fark etti, silinmekten gizlenmiş bir hatıra daha. Elini el izine yaklaştırdı. Onun el iziydi bu, mutlu zamanlardan kalma bir iz. Göz yaşları akmaya, burnundan nefes alıp vermeye başladı, içindeki neden sorusu yine çıldırtacak derecede sinirlendirmişti onu...

6 yorum:

  1. şu güzel piyano sesi öyle iyi geldi ki, yazıyı okumayı bitirdikten sonra bile uzun bir üre kapatmadım sayfanı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Emrah =) fazla depresif olmayan bestelerinden koymaya çalıştım, Anarschi de çok beğendi, sıkıcı gelirse söyleyin =)

      Sil
  2. Daha çok yazmalısın. Seni okumalı ve keşfetmeli.
    ...
    Bazen hiç olmadıkları yerlerden çıkmıyor mu anılar, insanı çileden çıkartıyor. Bazen küçük bir hıyar bile sinir edebiliyor:)
    Birşeye benzetemediğimiz çamur parçası.
    Bilmiyorum birbirimizi neden bu kadar incitiriz ki? Her yaşanan acı da olsa özel kabul ederim ben. Ama bazen öfke ile baş etmeyi bilemiyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tarz şeyler yazmak için canımın yanması gerek canımın yanmasını hem istiyor hem istemiyorum.. Teşekkürler yorumun için =)

      Sil
    2. Arkadaşlarınla arandaki yorumların hayatın renklerinden iyi anladığını ve mutlu olmayı bildiğini düşündürüyor. Haksız olmadığımı biliyorum.
      Madem sen gökkuşağı gibi renkleri seven bir insansın o zaman hayatın cilvelerini, seni baştan çıkartan, bazen merdivenden düşmene sebep şeyleri yazsana. Yazılarını incelediğimde çok kısıtlı yazmışsın. Filmlerini ve sevdiğin şeylerle sınırlanmışsın.
      Mesela sonsuz çamurlara hiç mi bulanmıyor, yada markete girdiğinde garip insan tipleri ile karşılamıyor mu?
      Merakımı bağışla Sonsuzun hayatın içindeki sonsuzluğunu görmek istediğimden galiba.

      Sil
    3. Çamurdan yaratılmış biri olarak arada bir çamura bulanmak gerek değilmi =) aslında hüzün ve hasret yazmayı seviyorum çoğu yazmaya çalıştığım yazılar kısa öyküler kendimi hislerimi anlatıyor. Ya da bir fotoğraf resim aklımda kısa bir öykü oluşmasına sebep olabiliyor. Çamurdan kastın doğa dağ bayırsa uğraştığım eski model bir araç var onu halledince hafta sonları ist dışına kamp yapmaya kaçıcam =) karşılaştığımız insanlardan kastın günlük vari yazılar değildir herhalde =) dediğim gibi ben onu güzel resim foto gördüğüm zaman yapıyorum oda eserse =)

      Sil