13 Aralık 2012 Perşembe

"Öldürülen Çizgi Roman Kadınları"

BUZDOLABINDAKİ KADINLAR

Bu “Buzdolabındaki kadınlar” terimi Türkiye’de pek bilinmemesine rağmen 2000li yıllarda Amerika’da bayağı büyük bir ses getirmişti.

Nedir “Buzdolabındaki Kadınlar” ?

1999 yılında, bir grup çizgi roman yazarı olmayan çalışan bayan amatör yazarın, çizgi romanlarda kadınlara karşı gösterilen lüzumsuz şiddeti protesto ettikleri bir internet sayfasıdır. Sayfanın kurucusu, şu anda DC’de bir yazar olarak çalışan o zamanlarsa yazar olmak için çabalayan Gail Simone’dur. Sayfa ilk başlarda bir feminist hareket olarak gözükmesine rağmen, aslında sırf ana erkek kahraman motive olsun diye çizgi romanlarda kadınlara karşı kullanılan gereksiz şiddeti protesto eden bir sayfadı

Resim 1 : Sayfaya adını veren kare . Green Lantern eve gelir ve Alex’i parçalanmış bir şekilde buzdolabında bulur.

1999 yılında Gail Simone çizgi romanlarını karıştırırken, beş sene evvel yayınlanan “Green Lantern” çizgi romanının 54 sayısında huzursuz edici bir detaya rastlar. Çizgi romanda son sayfalara doğru çiçeği burnunda süper kahraman Kyle Rayner’ın kız arkadaşı olan Alex’in öldürüldüğünü ve de cesedinin parçalanıp buzdolabına konduğunu görür. Bu buzdolabındaki parçalanmış ceset durumundan çok rahatsız olan Simone, kendi gibi yazar olmak isteyen bazı arkadaşlarına bu konudan bahseder. Bunun üzerine çizgi romanları incelediklerinde, senaryolarda çok fazla kadın karakterlerin öldürüldüğünü fark ederler. Simone bunun üzerine Green Lantern’in kız arkadaşına ithafen “Women in Refridgerators ( buzdolabındaki kadınlar)” adında bir web sayfası açar ve , lüzümsuz yere öldürülen kadınlardan oluşan listeyi , bir sürü çizgi roman sayfalarına ve de bu tarz senaryo yazan çizerlere gönderir. İlk başta sırf protest bir hareket gibi görünmesine rağmen esasında Gail Simone’un amacı başkadır. Simone “Benim amacım feminist bir hareket yaratmak değil. Çok basit, eğer çizgi romanlarda sürekli kadınlar öldürülürse , kadınlar çizgi roman okumayacaktır.” demiştir. Amacı, zaten az kadın okurun bulunduğu piyasada kadın sayısını azaltmamaktır.

Gail Simone
Gail Simone ve arkadaşlarının bir liste çıkardıklarından bahsetmiştim. Liste sadece çizgi romanlarda ölen kadınları kapsamaz, genel anlamda çizgi romanlarda zarar gören tüm kadınları kapsar. Listeden bazı isimlere örnek verelim ;

İlk Bat-girl : Joker tarafından sakat bırakıldı ve aşağılandı.
Savage Dragon’un kız arkadaşları : Kesinlikle çizgi roman dünyasında birlikte olunması gereken en son adam. Tüm kızarkadaşları ya öldü, sakat kaldı, tecavüze uğradı, dayak yedi, kaçırıldı ya da çocuk düşürdüler.
X-Men’lerden Domino : Kaçırıldı ve işkence gördü.
Daredevil’den Karen Page : Uyuşturucu bağımlısı oldu, AIDS hastalığına yakalandı ve para kazanmak için porno filmler çevirdi, en sonunda da öldü.
Avengers’dan Mockingbird : Kaçırıldı, halüsinejik uyuşturucularla beyni sulandırıldı ve normalde sevmediği bir adamla beraber oldu. Kafası düzelip de adamı yakalayıp cezasını verdiğinde kocası tarafından terk edildi.
Walking Dead ‘den Michonne : Defalarca tecavüze uğradı, ve tecavüz edilirken aynı anda şiddete maruz kaldı.
Liste uzar gider ve yüzden fazla kadın çizgi roman kahramanını kapsar. Unutulmamalı ki bu liste 1999’da yazılmıştır, geçen on senede bu listeye daha çok fazla kadın eklenmiştir.


 Gail Simone bu listeyi çizgi roman senaristlerine de göndermiştir. İlk başta çok yanıt almazken, web sayfasının hem “Wizard” dergisinde hem de birkaç gazetede listelenmesi üzerine okuyucular yazarları mail bombardımanına tutarlar. Bundan sonra yazarlardan geri dönüşler alınmaya başlanır. Simone bu yanıtları da web sayfasına koyar.

Yazarlardan bazıları Simone’u konuyu çarpıtmakla ve radikal feminist bir harekat gütmekle suçlar, bazı yazarlar yorumsuz durur, bazıları da Simone’u haklı bulurlar. Ama çoğu kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar. Yine de bazı yazarlar Simone’a hak verirler ve bundan sonra senaryolarında daha dikkatli davranacaklarını belirtirler. Bu web sayfası ve makaleler o kadar ilgi uyandırmıştır ki, artık çizgi roman okuyucularının kullandığı jargonda yerini almıştır ve arkasında çok güçlü bir neden olmadan vahşice öldürülen, ya da zarar gören bir kadın olursa, artık onun “buzdolabındaki kadınlar sendromu”’na yakalandığı söylenmektedir.
Şahsi fikrimi soracak olursanız, ben de Green Lantern’daki Alex’in ölümünü çok gereksiz buluyorum. Kyle Rayner’a dikkatlice bakalım. Kız arkadaşıyla sorunları olan, sürekli resim çizerek para kazanmaya çalışan, sorumsuz ve de kendisine bahşedilen büyük gücü hakkedip etmediğini sorgulayan bir kişilik görürüz. Bu aynı zamanda 80li yıllardaki Peter Parker’in kişiliğine çok benzemektedir. Peter Parker güreşçiliği bırakıp kahraman olması için amcasının ölmesi gerekmişti. Tahmin ediyorum ki buradaki yazar da, Kyle Raynor’un hem sorumluluk üstlenmesi hem de Darkstar Donna ile bir ilişki yaşaması için Alex’i öldürdü. Ama üstünde uğraşılsa daha az vahşi bir senaryoyla bunu çözebilirdi.



Buzdolabindeki kadınlar web sayfası 1999 yılında, tam “bad girl” furyasının sona erdiği zamanda ortaya çıkmış ve yazarları yeni fikirler bulmaya zorlamıştır. Gail Simone daha sonra kendisi de DC yazarı olmuştur ve senaryolarında özellikle kadınları daha güçlü rollere sokmuştur. Bu web sayfası zamanla el değiştirmiş, ama şu anda hala internette bir arşiv olarak durmaktadır. İlginizi çekerse, özellikle yazarların verdiği cevapları okumanızı tavsiye ederim. Benim en çok hoşuma giden yanıtlardan biri, yazar Steven Grant’in verdiği sofistike cevabın içinde bulunan bir satırdır.

“Bir kaç yıl önce bir çizgi roman okudum ve yeni bir kural konması gerektiğini anladım. Hiç bir erkek yazar, en az bir kez bir kızla çıkmadığı takdirde bir kadın karakter hakkında yazmamalı.”

İlgilenenler için web sayfası linki : http://www.unheardtaunts.com/wir/index.html

Tunç PEKMEN
Nisan 2011


Uyarı: Bu Yazı "Uzun John" adlı Çizgi roman inceleme sitesinden alıntıdır. Site Domain süresi yenilenmediği için görüntülenememektedir.

8 yorum:

  1. Dün inceledim Web sitesini, biraz da araştırdım. Çizgi Romanlarda ilerlemek ya da hikayeyi sonlandırmak için kadının yaralanmasına ve ölmesine "Buzdolabındaki Kadın Sendromu" deniliyormuş. Yani 2000 yıllarda üretilmiş yeni bir kavram. Bu sendromun ilk kurbanı da Gwen Stacy’miş. İlk defa duydum. Ayrıca Buzdolabındaki kadın sendromunu da ilk defa duydum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İntikam alan erkek modu en bomba senaryodur. Bunun konunun en babası Punisher'dır doğrudan intikam için ise Spawn'dır. Cehennem Silahın'daki Mel Gibson'da güzel intikam alır.

      Sil
  2. Buzdolabındaki Kadınlar ilk kez duydum. Yazınızı ilgiyle okudum ve hemen verdiğiniz adrese bir bakıcam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Aslı, 54 kişiden değilde Blog takip listemde olmayan birinden yorum gelmesi hem güzel hemde düşündürücü ! Boşunamı paylaşıyorum hissi olmuyor değil, bu 5660 küsür kişi ne yapıyor blogun içinde bilmiyorum =)

      Sil
    2. Onlar bakıp çıkıyor ehehehe... takipçi listesini kaldır zaten seni takip etmek isteyen eder. Liste işi karşılıklı çıkar işidir takip edeyim takip etsin. Sayısal çoğunluktan başka bir şey değil. Ha bir de herkes için geçerli değil söylediklerim. Blogu sevdiği için takip edenler vardır elbette. Yalnız benim anlamadığım şey takipçi listem yok ama takipçi sayım 22 oldu nasıl takip ediliyorum anlamış değilim. :D :D

      Sil
  3. sen bunu yazarken ben takip butonunu kaldırıyormuşum =)) yorumuda kaldırcaktımda neyse onuda kaldırırım belki zmnla

    YanıtlaSil
  4. Aslında takipçi sayısıyla alakalı bir sıkıntım yok, benim idealim 50ydi, benim sorunum yorum gelmiyor, ben blogerdan her gün herkezi takip ediyorum yorum yapmaya çalışıyorum, sildim bir kaçını henüz hiç yorum yapmamış bloglar vardı takip etmeyi kestim onları, takip etmek demek ciddi ciddi takip etmek demektir. Mim yapıyorum kaç gün duruyor fark bile etmiyorlar takip ettiği sayısı 150-250-500 alla aşkına bu takip edilebilir bir sayımı ya? Sırf takipçi sayısı artsın diye millet oraya buraya takip etmeden takipçi oluyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Takipçi sayısını takmadığını biliyorum. İlginç olan yorum yapmana rağmen yorum yapılmaması. Genellikle bloggerların çoğu yorum yapınca yorum yapar hayret. Sen de bir tuhaflık var demek ki ehehehehe... Ama takip ettiğin kişi sayısı fazla olunca hepsini okuyamıyorsun ne yalan söyleyim. Belki onlarınki de öyledir, ama benim bloguma sürekli bir arkadaş yorum yapsa kim bu diye blogunu incelerim. Aman boş ver sen yazıp rahatlamana bak. Okuyan okur.

      Sil