28 Kasım 2012 Çarşamba

"Batman: The Dark Knight Returns - Part 1"

Frank Miller'ın çizgi romanından hikayesini aldığı Batman Returns epeyce sert bir animasyon, 2 Parça halinde olan animasyonumuzun ilk bölümü,  Robin'in ölümünden sonra elini eteğini çekmiş bir Batman ve emekli olmaya hazırlanan komiser Gordon'sız günlerini geçiren Gotham Mutantlar olarak bilinen bir çetenin terör estirdiği bir zamanda diliminde geçiyor. Bruce Wayne'in şehirde olup bitene diş bilemesi ve tekrar geri dönüp dönmeme konusunda kararsız kalması sancılı dakikaların geçmesine sebep oluyor. Daha fazla anlatmak istemiyorum çünkü sahne sahne detayları olan güzel bir animasyon.





Bu tarz filmlerde ufak detaylarla başka film yada çizgi romanlara dikkat çekmeleri çok hoşuma gidiyor. Bu sahnedede görüldüğü üzere Swamp Thing, Sandman ve V For Vendetta'ya selam yolluyoruz =)
Miyazaki'ye de biz selam yollayalım...

27 Kasım 2012 Salı

"Türkiye'de Çizgi Roman"


Zamanında televizyon kanallarının fazla olmadığından insanlar farklı şeyler takip edebilmek için daha çok okuyordu diye düşünüyorum, Teksas-Tommiksler, cep fotoromanları, karikatür ya da farklı romanlarla insanlar hayatlarını daha renkli hale getirmeye çabalıyorlardı. Nasıl ki televizyon evlerimizin baş köşesine kondu, okuma alışkanlığımızda kayboldu gitti. Ülkemizde çizgi roman dendiği zaman özellikle yaşları biraz daha olgunlaşmış bireylerin aklına sadece Teksas-Tommiks gelir. Hiç duymam Batman okurdum yada Örümcek Adam okurdum, daha da uçayım X-Men falan okurdum diyen hahahah çünkü yoktu, varsada tek tük 2 sayı takip ediyorsan gerisi gelmiyordu, ancak özel cilt bulacaksın ki okuduğunun sonunuda getirebilesin, oku oku heyecanla hikayenin gerisini getireme, insana cidden afakanlar basar lanet eder okumassın. Çocukluğumda fantastik şeyleri çok severdim, psikolojik olarak diğer çocuklardan farklılıklar gösteren çocukların çizgi roman kahramanlarına daha çok sempati duyduğunu düşünürüm, mesela yalnızlık çeken çocuklar ya da  fiziki olarak diğer çocuklar tarafından itilip kakılan çocuklar. Başka örneklerde verebiliriz. Ben insanlara yardım etmeyi çok severim, paylaşmayıda bu yüzden süper kahramanlara çok özenirdim, haksızlığa gelemeyen ve başkalarınada haksızlık yapılmasına tahamül edemeyen birisiyimdir, hatta bazen iyiki mutan olmamışım yakar yıkardım demekten kendimi geri alamıyorum =) çevremizde uzaya fırlatılacak insan çok "Hancock" gibi olurdum alimallah hahaha =D Çocukların kendilerine ait bir dünyası vardır ama bizim ülkemizde çocuk olmakta çok zordur. Ben gizli gizli çizgi roman okurdum ebebeynlerimin kızmasından çekinirdim ki genelde rast gelirsem "senin dersin yok mu ?" gibisinden heves kırıcı sorularla karşı karşıya kalırdım ya da çizgi romanımı saklardım, gizli gizli alırdım, gerçi alınacak çizgi romanda yok ya, ben Amerikan menşeli çizgi romanları severim, dağıtım firmalarınında kazanç sağlayamadıklarından ötürüde doğru dürüst seri gelmez ülkemize, şuan bile taze romanlar gelmez ...  
To Be Continued

"Türkiye'den Bir Efsane Geçti"


Süper geçen geceyi anlatmaya kelimeler yetmez ama ben yinede bu mutlu geceyi sizlerle paylaşmaya çalışacağım, gerçekten hiç bir Pazartesi böyle güzel noktalanmamıştır hayatımda, iş çıkışı bünyedeki heyecanla koşa koşa eve gidip üzerimdekileri değiştirdim e koskoca Sting gelmiş bizimde şık olmamız gerekir. Taksi beklediğim o 5 dakika sanki yarım saat gibi geldi o kadar gerildimki bir anda sanki hiç taksi gelmeyecekmiş gibi çıldırdım caddede, her zaman bomboş taksilerin geçtiği caddede bir tane taksi yoktu gelenlerde hep dolu, neyse bir tanesi geldi hemen tabiri caizse içine atladım taksinin "SÜR" dedim hahahahah sadece "SÜR" =))  neyse içim rahatladı derken bu seferde süprizzz trafik karşıladı bizi, aslında koltuğum hazır olmasına ve konsere 1,5 saat olmasına rağmen heyecan neler yaşatıyor insana, konser alanına geldik ve acaip bir kalabalıkla konser alanına yöneldik, etraf işportacı kaynıyor "Gel abi gel gel Sting'de burdan yedi burdan içti" diye bağırıyor adamlar, bandana satanlarmı, kaşkol satanlarmı hahahahah sanki Müslüm Gürses konserine geldik, tabi gelen isim Blue eyed Soul tarzı ve daha bir çok müzik akımını bünyesinde barındıran bir müzisyen olunca gelenlerin arasında godoman tabir ettiğimiz tipler cinconlarda vardı =) Mehmet Ali Birand, Can Dündar benim gördüklerim ünlülerdendi, her yaştan insan vardı, müziğin ne olduğunu bilen gençlerden tutunda 40-60 yaş arası bir sürü seyirci, insanlar gerçek müzik duymaya susamış bir heyecanla geldiler Ataköy'e, salon ilk başlarda hiç dolmayacak gibi geldi ve derin bir hayal kırıklığı yaşamaya başladım böyle bir sanatçıya bu dolulukta bir salon, neyseki ilerleyen dakikalarda mahçup etmedi beni İstanbul'lu. Üçüncü şarkıda doğrudan “Englishman in New York”a girdi Sting. Tatlıyı sona saklamak gibi bir endişesi yoktu. Aslında getirdiği 5 enstruman arasında saksafonunda olmasını çok isterdim, Sting enstruman tercihi olarak Bas gitarı, elektro gitar, klavye, bateri ve kemancısı vardı,  E in NY şarkısında saksafonlu olan kısımları kemanla solo atarak seslendirdiler. Vinnie Collaiutta ve Dominique Miller bile yaşlanmış. Sting hala aynı görünüyordu. Bu adam 61 yaşında olamaz aman nazar değmesin, bu ülkede 40'na gelip merdiven çıkamayan insanlar varken, hatta ne 40'ı bizim geçnler bile yokuş çıkarken bir yerlerinden soluyorlar =P Skinny pantalonu ve dar tişörtüyle adam acaip karizmatik ve fitti, eğer Allah nasip ederde o yaşa ulaşırsam ne halde olurum diye düşünmeden edemiyorum tekrardan çılgınlar gibi alkışlıyorum Sting'i. Türkçe'yide geliştirmiş teşekkürler yerine "sağolun" diyordu, her su içişinde de "şerefe" cidden süper bir durum acaip sempatikti, "Fields of Gold'u" seslendirdiğinde cidden gözlerim yaşardı, devamlı mp3 çalardan dinlediğin şarkıyı adamla eşlik ederek söylemek süper bir duyguydu, zati benim gibi sulu göz biri için gayet normal karşılamanız gereken bir durum, bundan sonra konserlerde çığlık atan hanım arkadaşlara kızmayacağım =))) iyide bu Sting be arkadaş buna bağırılır ağlanır, serdır oğğtaç mırıt bız pöfff neyse konsere dönelim, 2 saate yakın en baba şarkılarını seslendirdi "Shape of My Heart'ta" salon yıkıldı zaten. Dakikalar o kadar hızlı akıyorki hiç bitmesin istiyor insan, kemançısı süper bir performans gösterdi genç bir arkadaştı, vokalde tek bir hanımefendi vardı ve gayet güzeldi ve gerçekten güçlü bir sesi vardı, e boru değil Sting'in arkasında ve teksin, "Desert Rose" şarkısında yine ortalık yıkıldı klarnette Serkan Çağrı darbukada Gurur Nar eşlik etti,
Sesi hiç bozulmamış, yıpranmamış, hala eskisi kadar tiz ve gür 1978 yılındaki Sting neyse şimdide o. Konserin sonuna yaklaşıldığında ekip arkadaşlarına teşekkür ettirip sahneden indiğinde alkış kıyamet sahnenin ışığı sönmüşken birden geri koşup enstrumanların başına geçtiler King of Pain ve Every Breath You Take’i de esirgemedi Sting. Bu sefer sahnenin ortasına gelip elele tutuşup eğildiler ve sahneyi terk ettiler tekrar alkış kıyamet çığlıklar ve bir bakmışızki Sting sahnenin ortasına geldi ve heyacandan söylemediğini fark etmediğim ve deliler gibi sevdiğim "Fragile"yayı çalmaya başladı yine gözlerim yaşardı ve sonkez alkışları alıp sahneyi terk etti Efsane. Bir kaç kelimede seyirci için ekleyeceğim. Seyircinin çoğu iyiydi ama sonlara doğru konseri terk etmeye başlayan saygısızları anlayamıyorum adam sahnede şarkı söylüyor bizim millet güya hinlik yapıp kalabalığa takılmadan yola çıkacak, Sting'de gidip gibi yapıp tekrar tekrar 2 kez sahneye çıktı gidenlere nispet yapar cezalandırır gibi bizleride onurlandırdı. En yakında zamanda tekrar gelmen dileğiyle THE LEGENDARY BLUE-EYED MUSICIAN <3

26 Kasım 2012 Pazartesi

"Ted"

Haftasonunun iki günü ard arda izlediğim süper fantastik film, Ted gülmekten yerlere yatırdı bizi, fazlasıyla haylaz, esprili ve bir o kadar sevgi yumoşu =) Bu tarz fantastik filmlere tahamülü olmayan arkadaşlar izlemesinler şu saçma bu saçma diyip filmi katletmesinler, Family Guy'ın Peter'ı seslendirince dahada lezzetli bir sunum çıkmış ortaya. Filmde sık sık 90'lı yıllara değiniliyor. 8 Yaşındayken son derece yanlız bir çocukluk geçiren John'un(Mark Wahlberg) dileğiyle mucizevi bir şekilde canlanan Teddy'nin  hikayesini izliyoruz, 35 yaşına gelmiş olmasına rağmen büyüyemeyen John ve sıkı kankası Teddy ortalığı yakıp yıkıyorlar, sevgilisi Lori(Mila Kunis) ve Ted arasında sıkışıp kalan John nasıl bir seçim yapacak? daha fazla anlatmayayım, filmi hemen temin edip bir şekilde izleyin ve kendinizi Ted'in yumuşak kollarına bırakın ;)  IMDb 7.4/10

                                           Görüldüğü üzere Ted ve John tüttürürken ;)
                           Ted
                  Gökgürlemesinden korkan John(35) ve Ted'in şiddetli tepkisini izliyoruz,