30 Aralık 2013 Pazartesi

Harbi MİM . . .


 1- Elimden gelse Bir dağ evinde doğayla baş başa yaşarım, isteyen gelebilir.

2- Kendi kendimi kontrol etmekte Zorlanmam çünkü öfkem çok büyük zararlara yol açabilir ! Aşk konusunda kontrolsuz olmayı seviyorummmm =)

3- Beni en çok kaygılandıran şey İnsanların daha da yozlaşması bencilleşmesi !!

4- Hayatımın en kötü anı İlk okul 1'de altıma ettiğim an dermişim =D çok var kasamıcam şimdi.

5- Yalnızken zihnimi dinlendiririm, istem dışı yalnızlıksa neden yalnız kaldığımı düşünürüm,

6- Nefret ettiğim üzerime çok gelinmesi, duyarsızlıklar, bağırarak konuşulması

7- İşimi seviyorum ama sporla alakalı başka bir meslek yapmak isteyebilirim,

8- Kadınlar/ Erkekler/ varlıkları dert yoklukları dert !



9- Hayat mutlu sonla bitirmek istediğim !!

10 - Çocukken aşksız daha mutluydum çünkü aşkı bilmiyordum.

11- Başkalarının zayıf tarafını utanmamaları için bilmiyormuş gibi yaparım

12- Yalan söylemek beceremediğim bu yüzden başımın sürekli ağrıdığı ama dürüst olmaktan mutlu olduğum,

13- Her şey kötü gittiği zamanlar sabrederim, Allah'a dua ederim.

14- Geceleri yalnızken kötü, yıldızlarla(aşkla) güzel olabilen,

15- Başkalarına göre ben aşk konularında kendime daha çok güvenmeliyim,

16- Kurtulmak istediğim korku nun üstüne giderim..

17- Bazen düşünüyorum da iyiki varsınız.

18- En çok utandığım şey ışıklar açıkken sevişmek dermişim =D hahahah ben doğuştan utangacım =/

19- Keşke ben dememeyi prensip edindim.

20- Anlamıyorum neden insanlar bu kadar bencil ?


 Teşekkürler Özlem =)  bende Arya'yı mimliyorum =D


11 Ekim 2013 Cuma

Aşk Orucu






Aşk sözcüğü değil bunlar bir nevi serzeniş,
Ne sevmeyi bildik ne de semaya layık olabildik,
Oruç ağız ne kadar doğru böyle kelamlar hiç bilmem.
Genzimde sahurdan kalma nimetin hissi
Aşkın damağımda bıraktığı özlem gibi !
Ne zaman biter bu aşk orucu sen bilirsin Ya Rab ?



29 Eylül 2013 Pazar

Tuncel Kurtiz Anısına - Blogum Seslendi


Sonuna kadar dinlemeye tahamül edebilirseniz Serkan Uçar şiiri olan Tut Yüreğimden Ustam'ı seslendirmeye çalıştım sabrınıza sağlık =D Tuncel Kurtiz'i de saygıyla anıyorum...


Ustam!
Aklım firarda.
Gözbebeklerimde müebbet hüzün,
Dilimde ay kesiği bir yara,
Düşüm kırık dökük,
Umudumun boynu bükük,
Bir öksüzün omuzlarında sukut.
Yüreğim sana emanet sıkı tut.
Tut ki; kancık pusulara düşmesin.
Bir hain kurşunu gelip deşmesin.

Ustam,
Ne zaman o senin bildiğin zaman,
Ne sevda gördüğün masallardaki.
Eskiden,
Halı tezgahında dokunurdu aşklar,
Nakış nakış, körpe kız ellerinde.
Mendillere yazılırdı isimler,
Yüreklere kazılırdı gizlice.
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar, kavgalar iki kişilik.
Oysa şimdi;
Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
Meşru sevdalardan,
Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
Günahkar gecelerden.

Beni herkes sevdaya asi sanır,
Oysa aşk, beni nerde görse tanır,
Hasret tanır,
Zulüm tanır,
Ölüm tanır,
Yüzüm yüzümden utanır.

Yorgunum ustam;
Ne katıksız somun isterim senden,
Ne bir tas su,
Ne taş yastıkta bir gece uykusu.
Var gücünle asıl sükunetime,
Çığlığım kopsun,
Uzat ellerini güneşe dokun,
Uyandır uykusundan,
Tut yüreğimden ustam tut,
Tut beni, sür güne...

Dünyayı yüreğine sığdıran, koca yürekli büyük usta Tuncel Kurtiz’e armağanımdır.

26 10 2009

Şiir : Serkan Uçar

Okuyan : Sonsuz

 

26 Eylül 2013 Perşembe

Hayatı Payl(aşk)mak


Güzel olan ne biliyor musun ? Paylaşkmak !

. . .


Boş Bardak



Şu bardak kadar boşsun hayat,
Ama doluyken elle tutulamayacak kadar sıcak.
Neyle dolu dolu olursan içimi ısıtırsın diye soruyorum kendime ?
Dostlarla, aşkla, sevgiyle, merhametle, paylaşmakla, diyorsun.
 Belki günün birinde aşk olup yeniden akarsın içime...



20 Eylül 2013 Cuma

Rüzgar


Süper Kahraman Olmanın Fiyatı


Emil Lendof, Bob AlGreene ve Nina Frazier tarafından yapılan güzel bir çalışma. Geçmiş yıllardaki ve şimdiki zamanda üzerlerindeki ekipmanların maliyetini anlatan espirili bir çalışma olmuş.
























The Wolverine




Genlerindeki mutasyon sonucu yaşlanmayan ve çok hızlı iyeleşebilen, Adamantium iskelet yapısı ve yumruğundan çıkan pençeleri ile X-Men takımının ve Marvel dünyasının vazgeçilmezi, çizgi roman dünyasında en fazla ilgi çeken kahramanlardan biri. Yıllar önce çizgiromanlarda okurken şimdiki filmlerin yapılabileceği aklımın ucundan geçmezdi. İlk kez 2000 yılında X-Men filmi ile çıktı karşımıza, çok heyecanlanmış tamda tatmin olmamıştım,  çizgi romandan ayrı tutacak olursak Hugh Jackman sevdiğim bir oyuncu ama çizgiroman da 1.60 boyundaki karakteri 1.90 boyundaki oyuncuya canlandırdıklarında hayli ilginç oluyor. Hugh Jackman X-men First Class'la(bar sahnesi) birlikte 6. kez Wolverine canlandırmış oluyor. Kültleşmiş bir çizgiroman karakterini 6. kez canlandırmak hayli iyi bir rakam.

Bu seferki film "X-Men The Last Stand" filminden sonraki bir zamanda geçiyor. Wolverine biricik aşkı Jean Gray’in öldürdükten sonra, kendisini tamamen vahşi bir hayatın pençesine bırakıyor. Wolverine yaptıklarından arınmak için toplumdan uzaklaşmayı seçen ve kan dökmemek için yemin etmiş, hatta biraz da uysallaşmış bir şekilde çıkıyor karşımıza. Japonya'da ki eski dostu Yashida, kendisine bir teklif sunuyor. Bu teklife göre Wolverine, ölümsüzlük güçlerini Yashida’ya teslim ederek onu ölümsüzlük emeline kavuşturacaktır. Yanlız Yashida’nın ölümü ile birlikte, kendisini Yakuza’nın ve Yashida’nın Ninja fedailerinin çevrelediği bir savaşın içinde bulur.

Bir önceki “X-Men Origins: Wolverine” filminden daha başarılı bulduğum bir film. Bilgisayar efektleriyle ordan oraya zıplayan Wolverine'den ziyade, kendi içinde sürükleyici, düzeyli  ve şişirilmemiş bir aksiyon filmi sunuyor. Film bitince salonu terk etmeyin, yazıların ardından Marvel'ın başlattığı modaya Wolverine' de uymuş, bir sonraki film için süpriz bir sahne izleyeceksiniz. IMDb 7.2/10




Silver Samurai'la Dövüşürken



Yukio





X-Men’in yeni sinema filmi “X-Men: Days of Future Past”ın 23 Mayıs 2014′de gösterime girmesi bekleniyor.





6 Eylül 2013 Cuma

Kedilere Barınak Yapma Şenliği




Malum kış ayları geldi çattı ve sokaklarda çoğunlukla kedilerin başıboş kaldığını görüyoruz. Eğlenceli olabileceğini düşünerek gelin bunu el birliğiyle bir şenliğe dönüştürelim ve daha çok kişiye ulaşmasını sağlayalım. Yaptığımız kutuları blog ve diğer sosyal ağ hesaplarımızda da paylaşarak habersiz olan diğer kişileride haberdar edelim, şevklendirelim. BU POSTU OLDUĞU GİBİ PAYLAŞABİLİRSİNİZ !!!

















Özellikle http://kucukagacanaokulu.wordpress.com/2012/05/ sitesinde rast geldiğim uygulama çok hoşuma gitti, bütün öğretmenlerimizin kendi öğrencilerine yaptıracakları kedi evleri ile bir anda bir sürü kedi evine vesile olmuş olabiliriz. Bu da Çanakkale'deki çocukların mahallelerindeki kediler için yaptıkları kedi evi projesi haberi http://haberciniz.biz/ogrencilerden-kedi-evi-projesi-canakkale-940587h.htm

Küçük Ağaç Anaokulu



SED’in “ONLAR Bizim Kedilerimiz” Projesi kapsamında geliştirdiği bu kedi evleri çok az bir masrafla yapılabilmekte ve bütün bir kış dayanabilmektedirler. Eğer yağmur ve kardan korunmalı yerlere yerleştirirseniz, daha da uzun zaman kullanılabilirler. 

Gazete çok iyi izolasyon sağlamakta ve dışarıdan kedilerin taşıdığı ıslaklığı emmektedir. Kapının kenarda ve yüksekte olması, soğuk havanın direkt  kedinin vücudu ile  temasını engellemektedir. 


Su geçirmezlik için sarma ve bantlama aşamasında iki çift elin çalışması işi çok daha kolaylaştırmaktadır. Bir evin yapılması yaklaşık bir saat almaktadır. Koli bandını evin dayanıklı olması açısından bol bol kullanmaktan kaçınmayın ve elinizin altında bol miktarda bulunsun. Kutuların siyah battal, parlak olmayan torba  ile kaplanması onların göze fazla çarpmamasını sağlar. Eğer balkon altı gibi bir yer imkanı yoksa, bitkilerin arasına ve, veya alçak ağaçların altına koymaya özen gösterin.


GEREKLi MALZEMELER

  • Kalın ve sağlam karton kutu
  • Her tarafından 3-5cm boşluk kalabilecek boyda daha küçük sağlam kutu
  • Bol gazete
  • Kalın Battal Çöp Torba
  • Şeffaf Band

Katlanmış gazeteleri kolinin alt kısmına 3-4 sıra üst üste yerleştirin

Küçük koliyi büyük kolinin içine koyun
Gazeteleri katlanmış olarak iki kutu arasına dört tarafına sıkıca yerleştirin


 Küçük kutunun bir küçük kapağını içine katlayın ve sıkıca bantlayın



Küçük kutunun katlanmış büyük kapağının kenarından, bir kedinin geçebileceği büyüklükte bir kısmı kesin


Küçük kutunun kapaklarını görüldüğü gibi bantlayın



Büyük kutunun büyük kapağının kenarını görüldüğü gibi kesin.
Öteki kenarından 1cm kadar keserek kapağı eninden biraz küçültün



Kalın battal torbayı açarak, kutunun tümünü sarın ve sıkıca bantlayın. 
İki kat yaparsanız  daha sağlam olacaktır.
Kapı olarak açılan bölümün etrafını kesici ile üç kenarından kesin. 
Kapağın etrafını ve kesilmiş kısımları bant ile iyice sarın.


Gazeteleri 2-3cm kalınlığında boyuna kesin ve kutunun içini bolca doldurun.Evin içine, kapısından girecek büyüklükte, kapının bulunduğu tarafa ağır bir taş koyun. Bu kutunun devrilmesini engeller. Bu kedi evi iki kediyi kolayca barındırır. Üstüne belediyenizin onayını gösteren, suya dayanıklı, kendinden yapışkanlı etiketi yapıştırın.







Önemli Notlar

  1. Kedi Evi”ni, balkon altı gibi, yağmurdan koruyabileceğiniz bir yere koyun. Altına bir sebze kasası veya toprakla temasını azaltacak bir cisim yerleştirin. (Köpük olabilir
  2. Kedi kapısını rüzgardan korumak için, duvara doğru çevirin ve duvarla ev arasında, kedinin rahatla içeri girebileceği kadar bir ara bırakın.
  3. Bilhassa çok yağışlı havalardan sonra, elinizi evin içine sokarak gazete kırpıntılarını kontrol edin.
    Eğer ıslanmışlarsa, yenileri ile değiştirin.
  4. Bu boy ev, iki kediyi rahatca barındırır.

Kaynak: http://www.fatihbelediyesiyedikulehayvanbarinagi.com/haberler/kedi-evi-yapimi/ 
Kedi evi yapımı videosu: http://www.youtube.com/embed/92pjb4nd1D0?feature=oembed 
http://evdekedivar.com/?p=1517



4 Eylül 2013 Çarşamba

Batman Motor Kaskı




Sırf bu kask için bile motor alınabilir.


3 Eylül 2013 Salı

90'lar Turkce Slow


 Sonsuz Prodüksiyon gururla sunar. Sonbahar'ın geldiği şu günlerde 90'lara damgasını vurmuş bazı parçaları tek albümde topladım, bazı blogger arkadaşların bu parçaları yeniden düzenlenmiş ya da coverlanmış halleriyle tanıdıklarını düşünüyorum, slow parçalardan oluşan listemi zevkle dinlemeniz dileğiyle...  Albümde yer alan bazı isimler kayboldu, kimisi megastar oldu, kimiside çizgisini bozdu(Yıldız Tilbe) ama halen daha zevkle dinleyebildiğim parçalar. 90'ların hareketli parçlarını soundlarından dolayı sevmediğim kadar ağır parçalarını bir okadar seviyorum. Bakalım şu günlerde çıkan şarkılar yıllar sonra da böyle dinlenebilecek mi ?

1- Tarkan - Gitme
2- Sezen Aksu - Herşeyi Yak
3- Gülay - Cesaretin Var mı Aşka
4- Rafet El Roman - Leyla
5- Levent Yüksel - Zalim
6- Ümit Sayın - Gönül Yareler İçinde
7- Kenan Doğulu - Kurşun Adres Sormaz ki
8- Asya - Beni Aldattın
9- Gökhan Tepe - Dönmem
10- Mustafa Sandal - Suç Bende
11- Kerim Tekin - Kara Gözlüm
12- Nazan Öncel - Gitme Kal Bu Şehirde
13- Burak Kut - Bebeğim
14- Gökhan Kırdar - Yerine Sevemem
15- CemAli - Duymak İstiyorum
16- Çelik - Hercai
17- Yıldız Tilbe - Vazgeçtim


Akşama Doğru Azalırsa Yağmur...


Ne keyifli görünüyor değilmi. En sevdiğim mevsim ve İstanbul'un mevsimi, ne sıcak ne soğuk, akşamcıların mezesi kıvamında, kırlangıçların kahkasında, Teoman'ın notalarında... Hoşgeldin Sonbahar'ım...


2 Eylül 2013 Pazartesi

Karalamaca - Harley Quinn



Sırada kedi kadın ve karavan çizimleri var. En yakın zamanda onlarıda çızıttırcam, herkese iyi haftalar.

29 Ağustos 2013 Perşembe

10 Dk' da Bu Kadar

Batman - The Road to Arkham

 

 

27 Ağustos 2013 Salı

#DirenVicdanım



Sorunun kaynağı bu herhalde, kendimiz için değil başkaları için yaşıyoruz, istediğimiz hayatı değil bize dayatılan hayatı yaşıyoruz, duvarların arasında sıkışmış kalmış, yapay sosyal ağlarla kendimizi öldürüyoruz. Şuan organize sanayiye bakan camın önündeki masamda o kadar çok sıkılıyorumki anlatamam. Yok abi hayat böyle birşey değil ya ! Televizyonda her gün hırsızlık, cinnet, cinayet, savaşlar, İnstagram'ı açıyorsun baloncuklar, kekler, börekler, sporla yatıp kalkan insanlar, herşey şaşalı lüks, doğa güzellikleri, yeni alınan cicili bicili kıyafetler. Mide bulandırıcı çelişki !!  Kapitalizm nolur vicdanlar içinde güzel bir şeyler satsan ya. Emin ol hemen tüketir yenisini alırım. Belki duyarlı olan insanlar bile artık siyaset yüzünden ölen çocuklara üzülmüyor. Sen yobazdın ben çapulcu, insanlar ölürken vicdanının elleriydi kanlı olan fark etmedin mi ?


23 Ağustos 2013 Cuma

Nirvana 20. Yıl


"In Utero" albümünün 20. Yılı nedeniyle tekrardan piyasa sürelecek albümde daha önce yayımlanmamış demolar, prova kayıtları, Kurt Cobain el yazması mektupları ve canlı performansları olacakmış. Hazırlıkları tamamlanan albüm 3 CD ve DVD'den oluşacakmış. İlerleyen zamanlarda James Dean'e yazdığım R.I.P yazısı gibi üşenmessem Kurt için de yazacağım.



Yalnızlık Mevsimi


Zihnimde cevabı olmayan sorular, o kadar yorucu ki.
Umut etmek artık çok zahmetli ve sıkıcı geliyor.
 Daha umut etmem gerekiyor mu ?
 Bu sonbahar yapraklar neden sararmadı ?
 Mevsim sonbahar değil mi ?
 O halde ben neden üşüyorum ?


19 Ağustos 2013 Pazartesi

Nasıl Olacak ?

Herkese iyi haftalar. Masamda otururken birşeyler takıldı aklıma, yaşadığım yalnızlığı düşündüm, sebeplerinin ne olabileceğini, karakterimi tipimi falan irdeledim, sonra sizlerin neler düşündüğünü ne istediğini hayal etmeye çalıştım ama az daha devreleri yakıyordum.

Vallahi çözemiyoruz sizi !

Yukardaki tariften sonra gelinen nokta. Yalnız kızlar için sarılıp yatma şeysi ! Neysi ? Ne istediğini bilen kızlara ihtiyacımız var. Özellikle benim!!! Yoksa ofiste masaya çıkıp üstümü başımı yırtacağım, ha bunu Striptiz yaptığımı sanan zihniyetler olacak, sandırtmam. 

Kedi gibisin =)

Biliyoruzki yorgan yastıkta kesmeyecek, bir zaman sonra bundan da sıkılacaksınız.  Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de ki kadınların bir çoğu ne istediğini bilmiyomuş, o halde bu soru bile hükmünü kaybediyor. "Kadınlar Ne İster" cidden varlığınız dert, yokluğunuz dert kızlar ! ama şunu çok iyi bilin sizleri seviyoruz ^-^




                                                
                                                                                                         Sonuç

16 Ağustos 2013 Cuma

Mesleğim Ne ?

-Masamın sezon içi ve sonundaki hali-

Şu an yaptığın mesleğe nasıl başladın?

Okul yıllarında çizime karşı acaip isteğim ve yeteneğim vardı, diğer derslerle pek ilgilenmezdim, algılama anlayışımda biraz farklıydı. Disleksi'ye yakın bir durum yani ama yüce Yaradan parmaklarımla beynim arasındaki sinirlere epey hassasiyet vermiş, ellerimde epey küçükdür. 3-4 yaşlarımda bitirdiğim boyama kitabının hatti hesabı yoktu, boyanacak şeklin dışına çıkmadan nizami şekilde boyardım, TRT' de ki Bob Ross'u izlemeye bayılırdım. Bu kadar işarete rağmen ailem bendeki yeteneği pek fark edemedi, etse bile ressam olup açmı kalsın gibisinden, sindirim bozukluğuna sebep olabilecek cümleler kurdular.(Demek karnım o yüzden ağrıyormuş)  Düz lisedense denizci olmayı çok istediğim için Ziya Kalkavan Denizcilik Meslek Lisesini kazandım ama sevmediğim matematik ve arkadaşları burada da benden intikamını alıp yedek olmama sebep oldular. Bende mecburen düz liseye başlayıp 3 yıl düz düz takıldım . Lisedeki resim hocalarının da devamlı 23 Nisan-19 Mayıs temalı çizimler isteyip kitaplarını okumaya koyulmalarından dolayı yetenekle alakalı çizimler pek yapamadım(Bende pasifmişim). Liseden sonra baba mesleği deyip ayakkabı mesleğine giriş yaptım, ayakkabı imalatı yapan babamın yanında çalıştığım zamanlarda grafiker kurslarına gidip kendime çizimle alakalı olabilecek bir meslek edinme yönünde çalışmalara başladım. O günlerde Avrupa Birliği destekli İngiltere ve Yunanistan ortak yapımı 2 yıllık tasarım ve modelistlik eğitimi veren bir Enstitüye katıldım, İngiltere Leicester College 'nden mezun olarak ayakkabı tasarımcılığı mesleğine hem alaylı hem mektepli olarak ilk adımımı attım. Bilindik bir markada  staja başladıktan kısa süre sonra ordan gelen iş teklifi ile emekçi arkadaşlarımızın yanına katılmış oldum. 

 Mesleğin için gerekli karakteristik özellikler neler?

Normal bir bireyin aktif ve sosyal bir hayat sürmesi ne kadar güzel ve doğruysa, bir tasarımcının hayatı daha da aktif  ve dolu yaşaması bir o kadar doğrudur. Tasarımcı duygusal olmalı, iç güdülerine de güvenebilmelidir. Yetenek önemli bir unsurken tek başına bir şey ifade etmeyecektir. Tasarlayacağınız şey üretilemeyecek ve mantık sınırlarını zorlamayacak şeyler olması gerekebilir. Sadece hayal gücü ya da düz mantık bir ürün tasarlamanız hitap ettiğiniz kesimi tatmin etmeyebilir. Özellikle bu vücudun en önemli organlarından biri ayaklarımızsa. Normal tasarım okullarından gelen arkadaşların düştüğü en büyük hata da buydu, üretilemeyecek ya da ayağın anatomisine ters gelen şeyler tasarlamaları. Tasarlanacak şeyin hangi şartlarda kullanılacağını bilmemiz hedefi daha iyi vurmamızı sağlayacaktır.

Olumlu yanları neler?

Türkiye şartları haricinde; Tasarımcı özgürdür, çalışma saatleri çok sıkı olmayabilir (sabah 10' da gelip öğleden sonra 3'de çıkabilir), bir gün hiç bir şey tasarlayamazken ertesi gün daha verimli bir gün geçirebilirler. İş gereği bulunduğu ortamlar şaşalı olabilir(moda haftaları, fuarlar, piyasa araştırma gezileri -yurt dışı dahil), özgür oldukları için kılık kıyafetleride marjinal olabilir. Çalıştığı firma ve konumuna göre yüksek maaşlar alabilirler. Tasarladığı şeyleri insanlarda görmesi mutlu edebilir. Moda kapitalizmin önemli bir unsuru olduğu için daha da şöhretli bir simaya dönüşme olasılıklarıda vardır.



 -Bu İşler Böyle-

 Peki ya olumsuz yanları?

Türkiye'nin tasarımcıya olan bakış açısı ne kadar darsa, ayakkabıyla ilgili tasarımcıya tamamen kapalıdır. Ayakkabı piyasasının tekstil piyasası kadar gelişememiş olması ve kurumsal firmaların az oluşu, kaliteli ürünlerin çıkmamasına sebep olmaktadır. Piyasa dar olunca istihtamlı çalışanada yeteri kadar yer açılamamakta, ayakkabıcılıkla ilgili liselerden mezun olan öğrenciler ya meslek değiştirmekte ya da merdiven altı atölyelerde kaybolup gitmektedirler. Kendine firma bulabilmiş çalışanlar ise günün 10 saatini bilgisayar karşısında operatörlüğe yakın bir çalışma durumuyla karşı karşıya bulabilirler. Ticari odaklı bir firmada tasarladığı ürünlerin beğenilmeme stresi her daim gariban tasarımcının omuzlarındadır.


Ucan Karavan Pukki'ye sorduğu sorulardan dolayı teşekkür ederim, umarım açıklayıcı olabilmişimdir. Herkese iyi haftasonları diliyorum, poka pokaaaa...


14 Ağustos 2013 Çarşamba

Tek İstediğim Büyük, Diri Bir MEME !

Lan bu Colorado Üniversitesi'nin işi gücü yok mu  abidik gubidik şeyleri araştırıyorlar? Bulsanıza abi kansere mansere birşeyler ya da diğer hastalıklara, neyse okuduğum zırva gazetelerden birinde araştırma gereği kadınların sorduğu sorulardan oluşan bir kaçına açılım yapayım dedim,  umarım sizde düşüncelerime hak verirsiniz.

-Hebele Hübele Soruyor-

"Şimdiye dek kaç kadınla beraber oldun?" 
Kimse kimsenin özelini karıştırmasın ama erkeğin geçmişini hiç karıştırmasın, düşünki ahçının arkada başka müşterinin arta kalan salatasını düzeltip sana yolladı, görmeden yersin ama görürsen ? Hayır cevap versen seceresinimi tutuyorsun ya da unutamadınmı hiç birini diyecek ! Cevap verilse de verilmese de dert olacak bir sorudur.
 
"Yarının ne olduğunu hatırlıyor musun peki?" 
Zaten böyle bir soru geldiyse erkek yine yalan söylemeye hazırlanır. Sorunun yöneltiliş biçimden belli, özel bir gün olduğu ama unutulma oranı yüksek olduğundan erkek kişiyi zırvalamaya yönlendirir. Halbuki cümleye "yarın için çok heyecanlıyım" diye başlansa erkek mesajı alır.

"Bana hiç yalan söyledinmi"
Bak yine aynı mevzu =) biz yalan söylemek istemiyoruz, kadınlar onlara yalan söylememizi istiyorlar. Ya dünya üzerinde yalan söylememiş bir insan varmıdır ? Özellikle erkekse, kadınların yalan söyleme üzerine ne kadar başarılı olduğunu Cem Yılmaz anlatmıştı zaten, güzel bir söz var "Yalan duymak istemiyorsan soru sorma" ben demiyorum atalarımız nedemiş "Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden Kovarlar" şahsi eleştirim keşke yalan söylemeyi becerebilseydim ama beceremiyorum!



Bir de şu salak dergilerin kapaklarında falan görürüz ya "10 adımda partnerinizi çıldırtın" diye, neye göre kime göre nasıl bir çıldırtma ve ben başlık olarak şöyle denmesini tercih ederim "Nasıl zilli olurum"  güldürdüler. Bak başlıklara bak !



Sevişirken erotik bir şeyler fısıldayın !
Manyakmısınız olm? Zevkler ve renkler mevzusu tabi hoşnut olanlara saygımız var. İnle, çığlık at ama argo kelimeler sayıklamak bana saçma geliyor. Hatta konuşmanın o anı bozacağına bile inanıyorum. Bu akımın lanet adult filmlerden fırladığını belirtmeme gerek yoktur herhalde hep gavur icadı bunlar hep.

Herkezin içinde tahrik edin!
Gerard Butler'ın "The Ugly Truth" romantik komedi filminde tahrik kilodu diye birşey vardı. Kilodun orta kısmında titreyen cihaza uzaktan kumanda ile hükmedebiliyordu. Tuşa bastığında titreyen cihaz kız arkadaşını aile yemeği ortasında şekilden şekle sokmuştu(Rezil etmişti). Bu sayılır mı ? Örneklerin içinde giyinme kabinine falan sokun diyor. Deneyip tahrik olan varsa lütfen 444 0 56.. no'larımızdan bize ulaşsın =P

Grup seks !!!
Yorumsuz.

Ona edepsiz mesajlar atın!
Erotik birşeyler fısıldamanın sms versiyonu,  "Seni çok seviyorum AT KAFASI" oldu mu? Olmadı. Adam normalde erotikliğin ne olduğunu fazla algılayamıyorsa ya da erotiklik kavramı erkek kişinin zihninde Aydemir Akbaş'dan ibaretse fena şeyler olacağı kesin.

Birlikte +18 film izleyin!
Türkiye'de partnerinin tek olarak adult film izlemesine tahamülü olmayan çiftler birlikte adult film izleme fikri ilginç geldi. Erkeğin yorum yaptığını düşünsenize, "Yav o bağyan orda yalnız kaldı. Sanamı dert oldu Nuri" ya da erkek kişi ekrandaki zenci abiyi görüp eşinin gözlerini kapatmaya karar verebilir.

Videoya çekin!
Niye, hatıra olsun daha sonra akrabalar, eş dost gelince açıp seyretmek içinmi ya da foto çekilip Feysfuck'ta paylaşalım diyemi, benmi çok geri kafalıyım ya ?

Erotik Hediyeler Alın!
Zilli don diye birşeyler vardı bir zamanlar. Ülkemin zeka fışkıran işletmecisi boş durmuyor. Şimdilerde Sex Shoplar var. Bırak hediye almayı adam dükkanına girmeye utanıyor. Yurt dışında insanlar normal markette alış veriş yapıyormuş gibi rafların önünde gezerken buralarda erotik hediye almak zor olabilir. Seksi iç çamaşırı desek bizim millet sadece yıl başında kırmızı don almayı bilir =)


Al işte Türkiye'de ki sonuçları


Son olarak başlık ne alaka diyebilirsiniz. Ben değil Kadir Çöpdemir söylüyor. Bir röportajında yöneltilen, kadın deyince aklına ne geliyor sorusuna verdiği cevap. Silikonda sevmiyormuş, illa doğal büyük diri meme olacakmış, ben de çok severim Kadir Çöpdemir'i yani ;)