29 Ağustos 2013 Perşembe

10 Dk' da Bu Kadar

Batman - The Road to Arkham

 

 

27 Ağustos 2013 Salı

#DirenVicdanım



Sorunun kaynağı bu herhalde, kendimiz için değil başkaları için yaşıyoruz, istediğimiz hayatı değil bize dayatılan hayatı yaşıyoruz, duvarların arasında sıkışmış kalmış, yapay sosyal ağlarla kendimizi öldürüyoruz. Şuan organize sanayiye bakan camın önündeki masamda o kadar çok sıkılıyorumki anlatamam. Yok abi hayat böyle birşey değil ya ! Televizyonda her gün hırsızlık, cinnet, cinayet, savaşlar, İnstagram'ı açıyorsun baloncuklar, kekler, börekler, sporla yatıp kalkan insanlar, herşey şaşalı lüks, doğa güzellikleri, yeni alınan cicili bicili kıyafetler. Mide bulandırıcı çelişki !!  Kapitalizm nolur vicdanlar içinde güzel bir şeyler satsan ya. Emin ol hemen tüketir yenisini alırım. Belki duyarlı olan insanlar bile artık siyaset yüzünden ölen çocuklara üzülmüyor. Sen yobazdın ben çapulcu, insanlar ölürken vicdanının elleriydi kanlı olan fark etmedin mi ?


23 Ağustos 2013 Cuma

Nirvana 20. Yıl


"In Utero" albümünün 20. Yılı nedeniyle tekrardan piyasa sürelecek albümde daha önce yayımlanmamış demolar, prova kayıtları, Kurt Cobain el yazması mektupları ve canlı performansları olacakmış. Hazırlıkları tamamlanan albüm 3 CD ve DVD'den oluşacakmış. İlerleyen zamanlarda James Dean'e yazdığım R.I.P yazısı gibi üşenmessem Kurt için de yazacağım.



Yalnızlık Mevsimi


Zihnimde cevabı olmayan sorular, o kadar yorucu ki.
Umut etmek artık çok zahmetli ve sıkıcı geliyor.
 Daha umut etmem gerekiyor mu ?
 Bu sonbahar yapraklar neden sararmadı ?
 Mevsim sonbahar değil mi ?
 O halde ben neden üşüyorum ?


19 Ağustos 2013 Pazartesi

Nasıl Olacak ?

Herkese iyi haftalar. Masamda otururken birşeyler takıldı aklıma, yaşadığım yalnızlığı düşündüm, sebeplerinin ne olabileceğini, karakterimi tipimi falan irdeledim, sonra sizlerin neler düşündüğünü ne istediğini hayal etmeye çalıştım ama az daha devreleri yakıyordum.

Vallahi çözemiyoruz sizi !

Yukardaki tariften sonra gelinen nokta. Yalnız kızlar için sarılıp yatma şeysi ! Neysi ? Ne istediğini bilen kızlara ihtiyacımız var. Özellikle benim!!! Yoksa ofiste masaya çıkıp üstümü başımı yırtacağım, ha bunu Striptiz yaptığımı sanan zihniyetler olacak, sandırtmam. 

Kedi gibisin =)

Biliyoruzki yorgan yastıkta kesmeyecek, bir zaman sonra bundan da sıkılacaksınız.  Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de ki kadınların bir çoğu ne istediğini bilmiyomuş, o halde bu soru bile hükmünü kaybediyor. "Kadınlar Ne İster" cidden varlığınız dert, yokluğunuz dert kızlar ! ama şunu çok iyi bilin sizleri seviyoruz ^-^




                                                
                                                                                                         Sonuç

16 Ağustos 2013 Cuma

Mesleğim Ne ?

-Masamın sezon içi ve sonundaki hali-

Şu an yaptığın mesleğe nasıl başladın?

Okul yıllarında çizime karşı acaip isteğim ve yeteneğim vardı, diğer derslerle pek ilgilenmezdim, algılama anlayışımda biraz farklıydı. Disleksi'ye yakın bir durum yani ama yüce Yaradan parmaklarımla beynim arasındaki sinirlere epey hassasiyet vermiş, ellerimde epey küçükdür. 3-4 yaşlarımda bitirdiğim boyama kitabının hatti hesabı yoktu, boyanacak şeklin dışına çıkmadan nizami şekilde boyardım, TRT' de ki Bob Ross'u izlemeye bayılırdım. Bu kadar işarete rağmen ailem bendeki yeteneği pek fark edemedi, etse bile ressam olup açmı kalsın gibisinden, sindirim bozukluğuna sebep olabilecek cümleler kurdular.(Demek karnım o yüzden ağrıyormuş)  Düz lisedense denizci olmayı çok istediğim için Ziya Kalkavan Denizcilik Meslek Lisesini kazandım ama sevmediğim matematik ve arkadaşları burada da benden intikamını alıp yedek olmama sebep oldular. Bende mecburen düz liseye başlayıp 3 yıl düz düz takıldım . Lisedeki resim hocalarının da devamlı 23 Nisan-19 Mayıs temalı çizimler isteyip kitaplarını okumaya koyulmalarından dolayı yetenekle alakalı çizimler pek yapamadım(Bende pasifmişim). Liseden sonra baba mesleği deyip ayakkabı mesleğine giriş yaptım, ayakkabı imalatı yapan babamın yanında çalıştığım zamanlarda grafiker kurslarına gidip kendime çizimle alakalı olabilecek bir meslek edinme yönünde çalışmalara başladım. O günlerde Avrupa Birliği destekli İngiltere ve Yunanistan ortak yapımı 2 yıllık tasarım ve modelistlik eğitimi veren bir Enstitüye katıldım, İngiltere Leicester College 'nden mezun olarak ayakkabı tasarımcılığı mesleğine hem alaylı hem mektepli olarak ilk adımımı attım. Bilindik bir markada  staja başladıktan kısa süre sonra ordan gelen iş teklifi ile emekçi arkadaşlarımızın yanına katılmış oldum. 

 Mesleğin için gerekli karakteristik özellikler neler?

Normal bir bireyin aktif ve sosyal bir hayat sürmesi ne kadar güzel ve doğruysa, bir tasarımcının hayatı daha da aktif  ve dolu yaşaması bir o kadar doğrudur. Tasarımcı duygusal olmalı, iç güdülerine de güvenebilmelidir. Yetenek önemli bir unsurken tek başına bir şey ifade etmeyecektir. Tasarlayacağınız şey üretilemeyecek ve mantık sınırlarını zorlamayacak şeyler olması gerekebilir. Sadece hayal gücü ya da düz mantık bir ürün tasarlamanız hitap ettiğiniz kesimi tatmin etmeyebilir. Özellikle bu vücudun en önemli organlarından biri ayaklarımızsa. Normal tasarım okullarından gelen arkadaşların düştüğü en büyük hata da buydu, üretilemeyecek ya da ayağın anatomisine ters gelen şeyler tasarlamaları. Tasarlanacak şeyin hangi şartlarda kullanılacağını bilmemiz hedefi daha iyi vurmamızı sağlayacaktır.

Olumlu yanları neler?

Türkiye şartları haricinde; Tasarımcı özgürdür, çalışma saatleri çok sıkı olmayabilir (sabah 10' da gelip öğleden sonra 3'de çıkabilir), bir gün hiç bir şey tasarlayamazken ertesi gün daha verimli bir gün geçirebilirler. İş gereği bulunduğu ortamlar şaşalı olabilir(moda haftaları, fuarlar, piyasa araştırma gezileri -yurt dışı dahil), özgür oldukları için kılık kıyafetleride marjinal olabilir. Çalıştığı firma ve konumuna göre yüksek maaşlar alabilirler. Tasarladığı şeyleri insanlarda görmesi mutlu edebilir. Moda kapitalizmin önemli bir unsuru olduğu için daha da şöhretli bir simaya dönüşme olasılıklarıda vardır.



 -Bu İşler Böyle-

 Peki ya olumsuz yanları?

Türkiye'nin tasarımcıya olan bakış açısı ne kadar darsa, ayakkabıyla ilgili tasarımcıya tamamen kapalıdır. Ayakkabı piyasasının tekstil piyasası kadar gelişememiş olması ve kurumsal firmaların az oluşu, kaliteli ürünlerin çıkmamasına sebep olmaktadır. Piyasa dar olunca istihtamlı çalışanada yeteri kadar yer açılamamakta, ayakkabıcılıkla ilgili liselerden mezun olan öğrenciler ya meslek değiştirmekte ya da merdiven altı atölyelerde kaybolup gitmektedirler. Kendine firma bulabilmiş çalışanlar ise günün 10 saatini bilgisayar karşısında operatörlüğe yakın bir çalışma durumuyla karşı karşıya bulabilirler. Ticari odaklı bir firmada tasarladığı ürünlerin beğenilmeme stresi her daim gariban tasarımcının omuzlarındadır.


Ucan Karavan Pukki'ye sorduğu sorulardan dolayı teşekkür ederim, umarım açıklayıcı olabilmişimdir. Herkese iyi haftasonları diliyorum, poka pokaaaa...


14 Ağustos 2013 Çarşamba

Tek İstediğim Büyük, Diri Bir MEME !

Lan bu Colorado Üniversitesi'nin işi gücü yok mu  abidik gubidik şeyleri araştırıyorlar? Bulsanıza abi kansere mansere birşeyler ya da diğer hastalıklara, neyse okuduğum zırva gazetelerden birinde araştırma gereği kadınların sorduğu sorulardan oluşan bir kaçına açılım yapayım dedim,  umarım sizde düşüncelerime hak verirsiniz.

-Hebele Hübele Soruyor-

"Şimdiye dek kaç kadınla beraber oldun?" 
Kimse kimsenin özelini karıştırmasın ama erkeğin geçmişini hiç karıştırmasın, düşünki ahçının arkada başka müşterinin arta kalan salatasını düzeltip sana yolladı, görmeden yersin ama görürsen ? Hayır cevap versen seceresinimi tutuyorsun ya da unutamadınmı hiç birini diyecek ! Cevap verilse de verilmese de dert olacak bir sorudur.
 
"Yarının ne olduğunu hatırlıyor musun peki?" 
Zaten böyle bir soru geldiyse erkek yine yalan söylemeye hazırlanır. Sorunun yöneltiliş biçimden belli, özel bir gün olduğu ama unutulma oranı yüksek olduğundan erkek kişiyi zırvalamaya yönlendirir. Halbuki cümleye "yarın için çok heyecanlıyım" diye başlansa erkek mesajı alır.

"Bana hiç yalan söyledinmi"
Bak yine aynı mevzu =) biz yalan söylemek istemiyoruz, kadınlar onlara yalan söylememizi istiyorlar. Ya dünya üzerinde yalan söylememiş bir insan varmıdır ? Özellikle erkekse, kadınların yalan söyleme üzerine ne kadar başarılı olduğunu Cem Yılmaz anlatmıştı zaten, güzel bir söz var "Yalan duymak istemiyorsan soru sorma" ben demiyorum atalarımız nedemiş "Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden Kovarlar" şahsi eleştirim keşke yalan söylemeyi becerebilseydim ama beceremiyorum!



Bir de şu salak dergilerin kapaklarında falan görürüz ya "10 adımda partnerinizi çıldırtın" diye, neye göre kime göre nasıl bir çıldırtma ve ben başlık olarak şöyle denmesini tercih ederim "Nasıl zilli olurum"  güldürdüler. Bak başlıklara bak !



Sevişirken erotik bir şeyler fısıldayın !
Manyakmısınız olm? Zevkler ve renkler mevzusu tabi hoşnut olanlara saygımız var. İnle, çığlık at ama argo kelimeler sayıklamak bana saçma geliyor. Hatta konuşmanın o anı bozacağına bile inanıyorum. Bu akımın lanet adult filmlerden fırladığını belirtmeme gerek yoktur herhalde hep gavur icadı bunlar hep.

Herkezin içinde tahrik edin!
Gerard Butler'ın "The Ugly Truth" romantik komedi filminde tahrik kilodu diye birşey vardı. Kilodun orta kısmında titreyen cihaza uzaktan kumanda ile hükmedebiliyordu. Tuşa bastığında titreyen cihaz kız arkadaşını aile yemeği ortasında şekilden şekle sokmuştu(Rezil etmişti). Bu sayılır mı ? Örneklerin içinde giyinme kabinine falan sokun diyor. Deneyip tahrik olan varsa lütfen 444 0 56.. no'larımızdan bize ulaşsın =P

Grup seks !!!
Yorumsuz.

Ona edepsiz mesajlar atın!
Erotik birşeyler fısıldamanın sms versiyonu,  "Seni çok seviyorum AT KAFASI" oldu mu? Olmadı. Adam normalde erotikliğin ne olduğunu fazla algılayamıyorsa ya da erotiklik kavramı erkek kişinin zihninde Aydemir Akbaş'dan ibaretse fena şeyler olacağı kesin.

Birlikte +18 film izleyin!
Türkiye'de partnerinin tek olarak adult film izlemesine tahamülü olmayan çiftler birlikte adult film izleme fikri ilginç geldi. Erkeğin yorum yaptığını düşünsenize, "Yav o bağyan orda yalnız kaldı. Sanamı dert oldu Nuri" ya da erkek kişi ekrandaki zenci abiyi görüp eşinin gözlerini kapatmaya karar verebilir.

Videoya çekin!
Niye, hatıra olsun daha sonra akrabalar, eş dost gelince açıp seyretmek içinmi ya da foto çekilip Feysfuck'ta paylaşalım diyemi, benmi çok geri kafalıyım ya ?

Erotik Hediyeler Alın!
Zilli don diye birşeyler vardı bir zamanlar. Ülkemin zeka fışkıran işletmecisi boş durmuyor. Şimdilerde Sex Shoplar var. Bırak hediye almayı adam dükkanına girmeye utanıyor. Yurt dışında insanlar normal markette alış veriş yapıyormuş gibi rafların önünde gezerken buralarda erotik hediye almak zor olabilir. Seksi iç çamaşırı desek bizim millet sadece yıl başında kırmızı don almayı bilir =)


Al işte Türkiye'de ki sonuçları


Son olarak başlık ne alaka diyebilirsiniz. Ben değil Kadir Çöpdemir söylüyor. Bir röportajında yöneltilen, kadın deyince aklına ne geliyor sorusuna verdiği cevap. Silikonda sevmiyormuş, illa doğal büyük diri meme olacakmış, ben de çok severim Kadir Çöpdemir'i yani ;)



13 Ağustos 2013 Salı

Kedi Kedi



Meovvv ! 
(Yani bütün kedi severlere gelsin.)


12 Ağustos 2013 Pazartesi

2 Yılda Nasıl Kadın Olunur ?


-OHA-

Düşünki çok iyi bir arkadaşın var. Sağlam kankasınız, zevkler renkler su götürmüyor ama kankanız erkek ya da kadın oluyor ! Ne b*k yersiniz? Hahaha evlenirim diyenler var, arkadaşlığımı sonlandırırım diyenler var, meraklandım lan bende cinsiyet değiştiririm diyenler bile var =P O değilde fitness cidden nankör spor, adam ne halden ne hale gelmiş erimiş gitmiş ya !















6 Ağustos 2013 Salı

Vücut Tipini Bilde Konuş

Bu yazı tamamiyle pis boğazlılar için yazılıp, sağlık sorunları nedeniyle olanlar tenzih edilerek, sağlığımıza dikkat çekmek amacıyla yazılmıştır.

Şimdi cidden boğazına dur diyemeyen hanımlar var. Sorunda burda zaten, bir dur diyebilseler ne afetler çıkacak aralarından. Bu tipler diyet konularında süper uzmandır ama iş icrata gelince tırt, çevremde de mevcut bunlardan, yemekte makarna pilav yemez ama tatlı varsa alır ya da akşamları evde yapabileceği egzersiz programı ister ama tembel olduğundan yapmaz, ertesi gün sorduğumda da "ya tatlışım Mıhtaşem Yizyıl vardıııı" der benide çıldırtır.

Diyet canavarlarının bir üst versiyonu da Selülit savaşçıları diye tabir ettiğimiz grubtur. Selülit savaşçıları bisikletlerin, yürüyüş bantlarının canlarına okur, hunharca spor yaparlar. Mekik çekerek karın yağlarının gittiğini sanan esrarlı grupta bunların içindedir. Fekat iş diyet kısmına gelince oflayıp poflarlar. 

Bahsettiklerimizin içinde erkek versiyonlardanda bahsetmezsek haksızlık olur. "Ya abi spor salonuna yazılacağım" deyip, bir türlü yazılmayan tiplermi dersin, Türk erkeği göbekli olur diyenlermi, topu karşı tarafa atıp kadınlar balkonlu erkek sever diyenlermi dersin. Bu örnekleri çoğalttıkça çoğaltabiliriz. Heleki yağların kasa dönüştüğünü idda eden bir grup vardır ki yürüyüş bandında unutulası tiplerdir. Hem spor yapmaz, hem de spor yapana b*k atarlar.  Adam yememiş içmemiş aylarca diyet yapmış baklavaları dizmiş "Vurmuş iğneyi şişmiş" derler.

Bunların spor yapanı ayrı yapmayanı ayrı işkencedir. 2 ay spor yapınca Kıvanç Tatlıtuğ havalarına girip, kasıla kasıla bir hal olurlar. Spor salonunda milletle aşık atacağız diye ağırlıkların altında mundar olup, şöyle ağırlık kaldırırım, böyle kas yaparım diye mangalda kül bırakmazlar. 




Vücut tiplerinden bahsedecek olursak, 

Ektomorf: Zor kilo alan vücut tipidir. İnce kemik yapısına sahiptirler. Ne yerlerse yesinler kilo almazlar. Yinede aşırı yağlı besinlerden kaçınmalıdırlar çünkü aşırı yağ, sindirimi ve kalbi zorlar. Kilo almak yerine sadece bölgesel yağlanmayla daha kötü bir görüntüye sahip olabilirler. Diyetlerine dikkat ederek ve ağırlık çalışmalarıyla güzel bir vücuda kavuşabilirler.

Mezomorf: Bu vücut tipi spor için yaratılmıştır. Geniş omuzlar ve dar bir kalçaya sahiptirler ve hemen hemen her spor branşında başarılı olmaya yatkındırlar. Spor yapmasalar dahi sportmen görünen insanlardır. Kolay kaslanırlar. Genellikle istedikleri gibi beslenirler ve aşırı yağlanmazlar. Beslenmelerine dikkat ederek güzel formlarını muhafaza edebilirler.

Endomorf: Kolay kilo alan ve zor kilo veren insanlardır. Ülkemizdeki insanların çoğunluğu bu bölüme girmektedir. Vücut yapıları olarak daha yağlı, kısa, geniş kemikli ve iri bir cüsseye sahiptirler. Minimum miktarda yağ tüketmeli ve glisemik indeksi düşük besinlerle tercih edilmelidir.

*Bu vücut tiplerine tam uymayıp, arada kalmış vücut tipinede sahip olabilirsiniz. Yani Yarı Ekto yarı Mezo gibi.

5 Ağustos 2013 Pazartesi

Para = Özgürlük Diyebilir miyiz ?



- Hayri-

Ne garibanız lan biz, ofiste oturmuş yıl içersindeki tatil günlerini hesaplayıp seviniyoruz. Mesela 30 Ağustos Cuma günüymüş diye pasta keseceğiz nerdeyse, böyle böyle aylar yıllar ömrümüzden geçiyor. Sadece tatil zamanları özgür olabilen insanlarız galiba, kısacık tatillerin tatmin olmayan insanları. Mesele tatilin uzun ya da kısa olması değil. Bilinç altındaki esaretin verdiği kötü psikoloji.


Haftasonunu için yaşıyoruz. Hele emeklilik zamanını hiç düşünemiyorum, o zamana kadar çalışmak zorunda olduğum düşüncesi beni hepten mahvediyor. Özgürmüyüz lan biz? Evlenelim desek çalışmaktan aşık olduğumuz duyguları unuturuz, karı kocanın eve yorgun argın gelmekten sevişmeye mecali kalmaz. Sabah 06:30'da uyanışım, 07:30'da iş başı, akşam 18:00 paydos !!! 19:00'da eve varıyorum, soyun dökün ye iç derken 23:00'de yatsam 4 saat ! Yani haftasonu için yaşıyoruz söylemim haklılık kazanıyor.


Öğretmenlere çok özeniyorum, tamam biliyorum her mesleğin kendine göre zorlukları vardır. Öğretmen olmak için yıllarınızı veriyorsunuz ama yinede büyük öğrenci gibisiniz, yaz tatiliniz, yarı yıl tatiliniz var. Hangimizin var lan başka böyle uzun soluklu tatilleri, hııa ?  Para = Özgürlük diyebilirmiyiz ? 





3 Ağustos 2013 Cumartesi

Erkeğin Lazer Epilasyonla İmtihanı

Vakti zamanında bir kız arkadaşımın önerisiyle gitmiştim Lazer Epilasyona. Lazer ne, epilasyon nedir, postu delermi, soyunmamız mı gerek, (teknoloji ya bu gömlek üstünden yok eder belki diyorum) zaten utangaç sıkılgan biriyim, oda soyunacakmı hııhaha )=) dönsem mi denesem mi, lazerdi ışın kılıcıydı, aklımda binbir türlü düşünceyle vardım Lazer epilasyon merkezine, tam merdivenlerden çıkarken 2 tane hoş hatun kikirdiye kikirdiye yanımdan geçip gittiler. İçeride eğlenceli birşeyler olduğu ya da tüylerinden sonsuza dek kurtuldukları için çok sevindirik olduklarını düşündüm. Tüysüz bir hayat istemezmisiniz ? Artık sevgilinizin ağzına kıl tüy girmeyecek ! Waovvvv reklam repliği gibi oldu, cidden mutlu olmakta haklıydılar. Şimdi zevk meselesi, kimi kıllı sever(normal erkeksi bir kıl, kazak değil) kimi kılsız sever. Kapının önünde bunları düşünürken zile basmadığımı fark edip zile bastım, kapıyı açan kadın kibar bir şekilde beni içeri aldı, lazer mazer deyince zihnimde daha teknolojik bir yer canlandırmıştım. Nereye nasıl uygulanacağını falan tarif etti ve beni operasyon için odaya geçirdi (OPERASYON?!) Noluyo lan? Siz üzerinizi çıkarın uzmanımız birazdan gelip sizi "CAZIR CAZIR YAKACAAAAK HAHAHA" demedi tabi beklememi söyledi, beni aldı bir utanma, minnacık oda kızın biri gelip kılımı tüyümü yakacak. Neyse Mrs. Epilatörüm geldi ve ufak tefek acılı lazer dokunuşlarıyla hem merakımı hemde tüylerimi gidermiş oldu. Bazen canım çok yandı ve kemiğime kadar lazerin ulaştığını sandım. Hafif kızarıklık ve hassaslık ertesi güne kadar geçti. Yazıyı yayınlamadan başka saçma sapan bir anım geldi ama onuda sonra yazarım şimdi biraz tembellik yapıcam...


2 Ağustos 2013 Cuma

Ananas Değil Ayva !


Güneşli havada (sarı) şemsiyeyle çıkmak gibi tedbirlidir kalbin, hoşlanır belli ettiğinide düşünürsün ama o algılamaz ya da oralı olmaz, ürkekleşen kalbin daha da çekinir. Sonra da soruyorlar halen yalnızmısın diye, Yok manyağım ben, yalnızlıktan yakınıp içten içe zevk alıyorum bu durumdan. Yalnızlıktan odamı bir ananasla paylaşmaya başlayacağım yakında =)

İnsan aşkınıda iş arar gibi arayarakmı bulur. Hani derler ya rızkını arayacaksın öyle oturmakla olmaz. Yoksa o bizi gelip bulacakmıdır? Anlayamıyorum, sabretmeye çalışıyorum aciz aklımla. Düşünüyorum karşıma çıkarılacak kişi nasıl biri olacak diye? Epey özel biri herhalde baksana çıkmak bilmedi, geç kalan assolist gibi nazlandıkça nazlanıyor ya da birisi çıkmayacak karşıma diyorum, benim sınav sorularımdan biride buymuş öteki taraf için ! Eşşekler cennetini boylamayalımda.

Düşündüğün zaman aşktan değerli şeyler var. Sağlık gibi sonra şey gibi eeee olsun herşeyin başı sağlık, HAH buldum özgürlük, ne önemlisin sen özgürlük ! Sen olmadan ne sağlık, ne de aşk kifayet eder bu yorgun kalplere. Ne güzel bağladım değilmi ? Şimdi çalışmak zorundayım by ...