13 Kasım 2014 Perşembe

Gibi



İçimde bir yara kaldın adını koyamadığım,
sesini duymak isteyipte duyamadığım !

Şimdi kimsenin ulaşamayacağı bir yerde
sadece benim kalbimdesin

Hala ilk gördüğüm günde
ellerimin içinde, tenimin özündesin

Seni beklemek cenneti ummak gibi,
kabul olunmayacağını bildiğin aminsiz bir dua gibi


28 Ağustos 2014 Perşembe

Mektup


 "Bir çocuk iki yaşındayken babası ölmüşse, onunla ilgili anıları varlığıyla değil, yokluğuyla ilgili oluyor. yine de iki tane anı parçacığı kalmış bende. birinde, ben gece yarısı uyanmışım, sen koşup kucağına alıyorsun beni; diğerindeyse, salonda hazırlanmış bir yatakta bitkin yatıyor ve sürekli öksürüyorsun. İkişer saniyelik iki hatıra... Anı niyetine kalan birkaç kitap var yine de ve bir de; almaya başladığın meydan larousse fasikülleri. Büyüyünce çok işime yarayacağını söylemişsin anneme. Senden sonra biz biriktirdik, 12 cilt oldular. Evde bıraktığın hüzün, senin nasıl biri olduğunu sormaktan alıkoyduğu için beni, ben de onları okudum ilkokula başlar başlamaz, Bergman'ın "yedinci mühür"ü, Goethe'nin "faust"u, senin yüzünden yedi yaşımda girdiler hayatıma. Anladığımı sanmıyorum o yaşta; ama amaç seni tanımaktı nasılsa. Bir de resimlerine baktım hep. Şimdi benim boylarımda -aynı boydaymışız zaten- esmer, zayıf, güleç, zarif bir adam. Evde senden bahsedildiği ve ağlanıldığı zamanlarda içeriye kaçtıysam da bir kulağım orada oldu hep. Onları da kattım tasvirine. Mavi gömlekleri sevdiğini, günde iki kere tıraş olduğunu, inatçılığını, zekiliğini ve nasıl tüm ailenin göz bebeği olduğunu öğrendim yan odadan ve ölümüne yakın, bana ayakkabı almak için mağazaya girdiğinde yürüyecek gücün olmadığından, nasıl bir koltuğa çöküp tezgâhtarlardan tüm çocuk ayakkabılarını ona getirmelerini rica edişini... Adımı koyarken de zorlanmışsın. Türk dil kurumuna gidip günlerce isim aramışsın bana. Hatta adım önce Alper'miş, nüfus cüzdanımı çıkarttıktan sonra Teoman ismini çok beğenip değiştirmişsin ismimi. Adımı çok sevişim ondan. Büyüyünce öğrendim bazı detayları da. Azıcık kalan paranızla halam yemek almaya çalışırken, 'n'olur sigara alalım' deyişini, yatılı okuldan çıktığın cumartesi günleri gezmek yerine yeğenini alıp Cerrahpaşa'da yatan Yahya Kemal Beyatlı'yı ziyaret edişini, âşık Veysel'le tanışmak için Giresun'dan Sivas'a gidişini, sonradan öğrendim. Aynı sana çekmişim, böylece anladım ama çok kızdım sana ve tanrıya küçükken. 'niye ben?' diye sordum ona. Sana da kendine dikkat etmediğin için kızdım. Şimdi, senden yaşlıyım. Öldüğün yaşı çoktan geçtim. Sana ve ona kırgınlığım da çoktan geçti zaten. Annem geçenlerde, sakladığı bir yerden benim büyüyüşümü kaydetmek için aldığın 8 mm kamerayı verdi bana. Yepyeni. İçinde kullanılmamış ham filmler bile var. 38 yıldır öylece beklemişler. Ölüyor olduğun için vaktin olmamış kullanmaya. Bir şey daha söylemek isterim. Seni tanıyan herkesin, geçen onca yıla karşın adını söylerken sesleri titriyor ve gözlerinde hep bir sevgi ve buğu var. Azıcık zamanda herkesin kalbine girmiş ve çıkmamışsın. Ölerek beni çok üzdün; ama böyle bir adam olduğun için hep gurur duydum seninle. Beni tanısan, sen de gurur duyardın, eminim.

Varlığınla ve yokluğunla beni var ettiğin için teşekkürler. Nur içinde yat..

 Fazlı Teoman Yakupoğlu


22 Ağustos 2014 Cuma

Karanlık Senfonisi

 
-orkestra-


    Yaş değil dökülenler yalnızlık katreleri. Bahsettiğim ÇOK yalnızlık, saçmalamaya yetecek derecede, olmadığın bir adama     dönüştüren cinsten.  Onursuz, gurursuz. Hoyratça bencilleşen düşüncelere yönlendirenden. Fesatlandırıyor falan. İkilemlerim baş ağrıtmıyor, beynimi s**yor.   Geceleri uyuyormuş gibi yaparken cesedim, sana akıyor ruhum denize akmaya mecbur dereler gibi . Mumları görüyormusun, sönecek korkusuyla titriyor ama yanmaktan vazgeçmiyorlar ! Sen bitmekten korkup sönen mumlardansın. Bir gün tekrar yanman dileğiyle . . .


18 Ağustos 2014 Pazartesi

Rize - Kaçkar Dağları



Kavrun Yaylası
Kavrun Yaylası


Yayla Evinde Gün Batımı
Yaylada Şimşek Çakarken

Dağ Evinde Keyif

Ayder Yaylası
Sislerin Arasında


Ayder Yaylası


Sevgi Yüklü Bulutlar




Kuzinede Alabalık


Yayla Evinin Penceresinden




Kavrun - Ayder Patikası 13 Km
1 Asırlık Serender


Serenderin Altı






































Selamlar . . .

Ellerin dert görmesin iklim abi.

Herkese selamlar saygılar. Yaz tatilinde olduğumdan dolayı bloga ve bloglarınıza gelip gidemedim, İstanbul'da havanın serinlediği ve sonbaharın göz kırptığı şu günlerde arayı kapatacağımı umuyorum, bloguma yeni gelen arkadaşlar olmuş hoşgelmişler, şöyle bir durum var ki bağlantıları görünmüyor bloglarını göremiyorum ! Yorum kısmına bir link atıveseler süper olur. Yokluğumda yorum atan arkadaşlara teşekkür ediyorum, Cahit'e devam edeceğiz inşallah. Tatilde Rize yaylalarındaydım, güzel fotolardan seçmece bir kaçını paylaşacağım, tekrardan hepinize selamlar saygılar iyi haftalar.


Çizim: Rıza Türker


25 Temmuz 2014 Cuma

Karşınızda New Batman


 Zack Snyder'ın yöneteceği "Batman v Superman: Dawn of Justice" filminden kareler gelmeye devam ediyor.
Kısa kulakları ve sert bakışlı maskesiyle daha agresif bir Batman bizleri bekliyor gibi,



Ben Affleck'in maskeyi geçirmiş hali umarım bizleri şaşırtacak bir performansla çıkar karşımıza,





24 Temmuz 2014 Perşembe

Sinem Sal

. . . Seansım bitti. Hipnozcu nasıl hissettiğimi, sordu. “Kandırılmış hissediyorum…” dedim. “Tüm bu anlattıklarınız İslamiyet’ten kopmuş; fakat modern insana yalnızca sevişme rahatlığını ‘niyet önemlidir’ diyerek vermiş olan öğretiler. Kötü bir insan değilsiniz Adil Bey… Bir kere pembe bir bilgisayarınız var ne kadar kötü olabilirsiniz ki…  ve üstüme turuncu pike örttünüz, sağ olun… Fakat kalbimi keşfetmek yerine, kalbimi bozmamaya karar verdim. Çünkü zaten var… Tanrı’ya gelince, sanırım ona herkes kendi yoluyla ulaşıyor.  Allah, domuz kumbarası değil ki içini doldurunca mana kazansın.”Saçma olan her şey hakikattir. “Önümüzdeki minibüsü takip et kaptan” dedim taksiciye. Minibüsün önünü kestik. Ona bindim. “Bir Kadıköy lütfen…” Cam kenarına oturdum.  Annemi aradım. “Alo? Anne… Az önce hipnozdan çıktım. Hipnoz yok, Allah var, kader var…” Annem, başıma bir şey geldiğini düşündüğünden yaklaşık on kez aradı. Şarjım bitti. Kadıköy Antikacılar Sokağı’na yürüdüm. Şekersiz çay ve sigara içtim. Marilyn Rabia dedim, güzelim benim… Dünyayı anladın ve bunun hiçbir önemi yok. Hayatı kavradığında, yaşamaya başlayacaksın. Tesadüf, ya da kader, belki de çekim yasasının lütfu, sevdiğim Bey önümden geçti. Kıskanan kalbime, “Olabilir cinsellik bir ihtiyaçtır” diyecek oldum… Dedim dur, kalbine üzülmeme hakkını sana kim verdi? Çaycıya seslendim “Bir çay lütfen…” Aşk, üçüncü bir kişiyi kabul eder. O da çocuğunuzdur. Allah demekten korkan, modern değildir. Neon ışıklarıyla aklımdan geçen bu iki cümleyi sesli okurken, o  sırada çalan şarkıyı fark ettim, Behiye Aksoy da benimle aynı fikirdeydi, ulan dedim acaba aynı adama mı aşığız:

"Bir garip yolcuyum hayat yolunda, yolumu kaybetmişi perişanım ben 
Mecnun misali, gurbet ellerde, ümitsiz sevginin kurbanıyım ben
Yalan dünya, her şey bomboş . . . "




23 Temmuz 2014 Çarşamba

Tasarımcı Kişiyi Anlamak




Mouse, bir tasarımcı için sevgili elinden daha hayırlı bir merettir
Çünkü Mouse ne tek taş ister, epilasyonudur manikürüdür gerekmez. Mouse sadece onu tutmanızı ve tıklamanızı ister. Bir çok çalışan klavye ile aşk yaşarken, bir tasarımcının yari yareni her zaman mouse'dur.

Tasarımcı için müzik ruhun gıdasından ziyadedir
Her çalışan müziğe ihtiyaç duyar ofislerde, ama tasarımcılar başkadır. Bilgisayarından ses kartını sök, ofiste müziği yasakla. %100 işi bırakırlar işi bırakmayanların ölmesi de muhtemeldir.

Revizyon bir tasarımcı hastalığıdır
Revizyon Bilimadamlarının araştırmalarına göre müşterilerden bulaşan bir çeşit virüstür. Müşteri temsilcileri vasıtasıyla tasarımcılara geçen bu ölümcül virüsün tedavisi henüz bulunamamıştır. Virüsün yarattığı enfeksiyon, tasarımcının çalışmasının ilk halinden bambaşka bir formda işin onaylanması şeklinde gözlemlenmektedir.

Tasarımcılar için Revizyonsuz İş
Bir tasarımcının en büyük hayali yaptığı işin revizyona uğramadan direk onaylanmasıdır. Bir kez revizyon döngüsüne takılan tasarımcının normal bir insandan 10 kat daha hızlı yaşlandığı bilimsel bir gerçektir.(Gerçek)

Tasarımcı için iş yoktur Deadline vardır
Deadline yani işin bitmesi gereken zaman bir tasarımcı için ölümcül biçimde geçer. Ensesinde boza pişiren müşteri temsilcilerinin "Hadi hadi" sıkıştırmaları altında boncuk boncuk terlemenin ne demek olduğunu tasarımcılar bilir.

Tasarımcının doğal ortamındaki tek düşmanı müşteri temsilcisidir
Müşteri temsilcisi bir tasarımcı için korkulu rüyanın vücut bulmuş halidir. İşi bilmemekten midir nedir, müşteri temsilcilerinin de genelde heyheyleri yerinde olur hep. (Bana heyheylenebilen daha doğmadı)

Telefon görüşmesi tasarımcının odasında yapılacak iş değildir
Efendim tasarımcılar bilir, bir odada eğer biri telefonda virvirvir konuşuyorsa o an yapılan işin layerından hayır gelmez. Telefon görüşmesi dedin mi tasarımcının hayalgücü neticesine kaçar, çalışma azmi ishal olur dökülür bünyesinden.
(Çoooook doğru, benim ofisimde bu tarz embesil beyin fukarası çok)

Toplantıdaki en laubali insan tasarımcıdır
Tasarımcılar yapıları gereği işe öğlen gelen(ben 07:30), yataktan kalkma ve hırpani takılan kişiler olduklarından iş disiplinleri düşüktür. Öyle olmadığını iddia eden varsa Tasarımcılar Odası Başkanlığından terk kağıtlarını alıp gidebilirler. Bu insanları toplantı odasında odaklanmış bir şekilde tutmak zordur bu sebeple. Genelde toplantılar birinin tasarımcıya kafa göz dalması ile sonlanır.(Yavaşşşşş)

Rahat olmak tasarımcılığın şanından gelir
Tartışmasız ofiste en rahatına düşkün çalışandır tasarımcı. Mesaiye başladığında oturur pozisyondan, mesai sonuna doğru amuda kalkmış olabilir. Genelde bunların oturduğu koltuklar fazla ısınmadan ötürü alev alırlar.
(Havada asılı kalabildiğim gün söz oturarak çalışmıcam).

Bilgisayarsız tasarımcının hali
Bir tasarımcının elinden bilgisayarını alın, ofiste bilgisayarsız iş yürütemeyecek tek elemandır. Şimdi kimse, "Ne olacak canım alır bir kalem kağıt çizerim" demesin, birbirimizi kandırmayalım arkadaşlar.

CTRL+S(Kaydet) yoksa tasarımcı da yoktur
Bir proje düşünün ki CTRL + S olmaksızın 10 saat geçmiş, bilgisayarın rami Roberto Carlos'un baldırları gibi şişmiş... Kabus gibi değil mi? Projeye kelle koltukta devam etmekten öte bir şey. Allah göstermesin, CTRL + S 'siz bir dünyada yaşanacağına patlasın bütün bilgisayarlar taş devrine dönelim daha iyi a dostlar.

Endüstriyel tasarımcının yanında diğer tasarımcıların lafı olmaz
Bir tasarımın kağıt üstünde kalması, ya da ekranda takip edilecek bir formda olması kısmi hasarlara yol açabilirken, endüstriyel tasarımcıların eserleri ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu sonuçların etkilerinden kaçınmak için gözleri kapatmak da yetmez, gördüğünüz yerde kaçmanız tavsiye edilir.

Tasarımcı atasözü: Logo mühim bir iştir
Öyle logoya bakıp da "Ne var bunda" diyecek samimiyetten uzak arkadaşları şöyle bir dışarı alalım öncelikle. Kalan arkadaşlara da şunu diyelim "Yapma güzel tasarımcı kardeşim." çoluk var çocuk var. Tasarımcı kalitesini logo dizaynından belli eder.

Bir gün herkes tasarımcı olacak!
Yazılımcılarla tasarımcıların ortak derdidir efendim, herkes bu ülkede tasarımcı doğar yaşar ve ölür. Tasarım bilmeyene vatandaşlık verilmez bu ülkede. Beyaz zemine kırmızı boya dökebilen herkes tasarım erbabı olarak geri kalan hayatına devam eder. O yüzden aslında burada anlattıklarımızı da herkes bilir anlar diye umuyoruz . . .



Kaynak: Oktay Volkan Alkaya

18 Temmuz 2014 Cuma

#Gaza Özeti



1947'den bugüne gelinen nokta !



14 Temmuz 2014 Pazartesi

Sitem Kusmaca


 Çizim: Rıza Türker

Hayata aşkla anlam yükleyenler, yani bizler. Mal gibi yalnız olup depresif bir hayat sürüyoruz ya hani, çok sıkıcı lan bu. Salak salak "kitap okuyorum, böyle de mutluyum ben" tribiyle dolaşmıyormuyuz bide allam çıldırcam, cidden sevdiğine nasıl davranacağını bilmeyen, sevgiden bi haber insanların sevgilisi oluyor ya kafayı kıracak gibi oluyorum. Bazen Feysfuck'ı kapatıyorum(kabul fesatım ben a.q.) millet mutluluğun resmini paylaşıyor bize de beğen butonuna basmak kalıyor. Bunları listeden siliyorsun bozuluyorlar bide, evlenebilenleri geçtim daha sonra evlenemeyenler grubu oluşuyor, o grubun içinden de evlenen biri olunca daha gıcık oluyorum, resimlerine baktıkça sanki bize nanik yapıyormuş gibi hissediyorum, "Nıhaha bende evlendim olm, sizde öyle mal gibi kaldınız hıhahah" Tanıştırayım, karikatürdeki adam yani ben ! Başka bir yazımda hönkürmek üzere küle küle.


13 Temmuz 2014 Pazar

Nefessiz



Fazla düşme üstüme, zihnime tecavüz ederken yasaklı bedenin
Kalbime ihanet ediyorum, sürgüne sürdüğüm hislerimle
Değil kuruyan dudaklarım için, aşkınla sırılsıklam olmak istiyorum yalnızlığın çölünde.
 
Fazla gelme üstüme, aşketmeye bahane arıyorken kalbim.
Gözlerinle hunharca sevişebilirim dokunmadan bedenine,
Değil kalbim, kasıklarıma kadar hissediyorum yalnızlığı gizlice.

Fazla girme benliğime, asayişi sağlamışken anarşist düşlerimde
Hasretine tam şarjör sövüyorum sensiz gecelerimde,
Çalarken sokağımda yalnızlığın sireni, hazır ol da bekliyorum sevgili gel teslim al benide.
 
 
 

10 Temmuz 2014 Perşembe

300 Rise of an Empire - Edge of Tomorrow

Epeydir filmler hakkında yazmıyordum, kafamın stresli günlerden sıyrılması için iyi olacağını düşünerek iki film değerlendireceğim, biliyorum Cahit'in devamını bekliyorsunuz ona da devam edeceğiz inşallah. 



İlk yorumlarımızı "300 Rise of an Empire" için yapalım, Frank Miller'ın grafik romanı Xerxes'ten uyarlanan 300'ün bu yeni filminin görselinde 'le posteri seçtim çünkü öncelikle söyleyeyim filmi ayakta tutan tek karakter. Önceki filmin başarısıyla para kazanmak için çevrilmiş bir film gibi geldi bana, görseller ve anlatım ilk filmimiz de tadında bırakılmıştı, 300 RoaE'da abarttıkça abartmışlar, bir ara kendimi bilgisayar oyunu oynuyormuş gibi hissettim. Başka bir ayrıntı da beklentilerin yüksek olduğu filmlerin en önemli unsurlarından bir tanesi de filmin müzikleridir, malesef filmimizin akılda kalıcı müzikleri olduğunuda söyleyemeyeceğim,  film zaten yeşil perde teknolojisi ile çekiliyor üstüne bir de abartı efektler gelince eeeeh dedim, yeter be dedim =). Themistocles karakterini oynayan Gerard Butler'in malesef çok gerisinde kalıyor. Bu yüzden ben Artemisia karakterini canlandıran Eva'dan bahsedeyim, cidden bu kadın böyle yırtıcı, agresif, hırslı karakterleri canlandırsın, bence çok yakışmış ve filmde sivrilen oyuncu olabilmeyi başarmış, hatta ve hatta The Dark Knight Rises'da kedi kadına cuk otururmuş ! 15+ lık sahnelerden birinde seksapelliğiyle damgasını vurup film de akılda kalanların başında olmayı başarıyor. IMDb 6,5 vermiş bence kararında olmuş, 2006'da ki film 7,8'di. Eğer ki bir sinema severseniz ömrünüzden 102dk' nızı bu filme ayırabilirsiniz. Son bir şey belirteyim yeşil perde çıktı mertlik bozuldu 80-90'lı yıllardaki canlı sahnelerin yerini tutmuyorlar. Örn: Braveheart




İkinci filmimiz "Edge of Tomorrow" Haziran'da gösterimden kalkmış daha taze bir film, konu olarak daha önceleri bahsettiğim filmi olan Groundhog Day filmini andırıyor. Her zaman ki gibi dünyaya saldıran uzaylılarla(bi istila edemediler gitti) olan savaş esnasında öldürdüğü uzaylıdan kendisine geçen güç sayesinde yaşadığı günü ölmesi durumunda en başından tekrar yaşamaya başlıyor. Bilgisayar oyununda öldüğünüz bölümün başından başladığınızı düşünün, Tom Cruise'da savaş esnasında her seferinde tekrar tekrar ölüp hem bu durumu aşmak hem de dünyayı kurtarabilmek için daha da tecrübe kazanarak savaş meydanına geliyor. Öldüğü sahneler ya da her seferinde tekrardan tanışmak zorunda kaldığı insanları şaşırtması epey tebessüm ettiriyor. yaşlandıkça bilim kurgu filmlerde daha fazla yer almaya başladığını belirteyim, nedeni yaşlanmayı kabul etmemesi olabilir mi ? Bkz.Oblivion Bu güne dek gün tekrarlı filmlerden izlemediyseniz hoşunuza gidebilecek bir kurguya sahip. İlginçtir IMDb puanı hayli yüksek 8.1 bence abartı bir puan olmuş, 7.2 ideal olabilirmiş.



GEREKSİZ FİLMLER KÖŞESİNDE


"Mezarına Sümküreceğim 2" Tamam anlıyorum Amerika, sert seks ve hatta tecavüz kimilerinin fantezileri arasında fazlaca yer buluyor olabilir ama bu nedir abi ya, iki yılda bir aynı filmi farklı abla ve ortamlarda cevirip cevirip önümüze koyuyorsunuz ? Canı isteyen açar bir porno site tatmin olur. Bunun için bu filmi tekrar tekrar çevirmeye gerek yok ki. Bir de "2" denmesindeki amaç nedir ? Belli ki devam filmi niteliği taşımıyor. Neyse bu sefer film posterini profilden vermişler ve elinde şok cihazı var. Genelde kilodu parçalanmaktan g-stringe dönüşmüş elinde kocaman ekmek bıçağı olan bir hatun olurdu. Onuda sansürleyeceğiz diye bir yığın uğraşırlardı. Tamam sansürlenmesine birşey demiyorumda bu filmi izlemeye giden zaten şiddet içerikli bir film izlemeye gidiyor sansür kimin için ? Fatmagül'ü, Bihter'i primetime saatinde bafiletirken sansür yok, sinema filminin afişine sansür var  =D tamam izleyin izleyin, hadi izleyin kızmayacağım Hohahahaha..

     1978 deki ilk film                                           2010'da İkinci kez çevrilen                                   Bu da sansürlüsü =)




2 Temmuz 2014 Çarşamba

Şak Şak Şak



 ! Bravo Bravo !

Sadece yaftalamak, karalamak, rencide etmek, kategorilere bölmek, hat safhada saygısızlık gibi daha bir çok saçmalığın yapılması için insanların dünyaya getirildiği bir ülke artık burası !! Misal hayvanları sevmez, saygı duymaz ama sevenede anlam veremez beynini s . . klerim,  kendi s . . nden düşene insanlığı, saygıyı öğretemez ama kendi hakları olunca kat be katını isteyenlerin ülkesi, artık şunun bilincindeyim ki bu kadar mal ne eğitilebilir ne de ihraç edilebilir. Geriye tek çare kalıyor ! Orasını da sizin fantezinize bırakıyorum . . .



20 Mayıs 2014 Salı

...

13. 05. 2014




31 Mart 2014 Pazartesi

Free Hugs


Anarşi, Pe Hito, Dondurma Delisi, Ahu Kader, Sui, Maviye İz Süren, Zompirink, MyReal, Kahve Tadında, Arya, Şımarımtırak Çikilota, Alis, Dördüncü Tekil Şahıs, Loretta, Melinistik, İlknur Akpınar, Pire Kızı, Şairin Defteri, Mert KoyuTürk, Merve Sevim, Kahve Telvesi, Tuxedo, Uçan Karavan, Ayşe e., Mia Wallace, K.Prens, Jysra Reçani, Reyhane, SempA . . .



14 Mart 2014 Cuma

Ne Güzelsiniz..
































Dünya onlarla çok daha güzel, üzücü günlerden sonra biraz da güzel şeyler görelim istedim, herkese iyi hafta sonları...



12 Mart 2014 Çarşamba

11 Mart 2014 Salı

Kendini Pamuk Şeker Sanıyor ama G*te Giren Çubuktan Haberi Yok


 Geliyooooooooor !!

Cidden kalp kırmaya programlanmışsınız, ön yargılarınıza teslim olurken bizlerinde düştüğü en büyük ön yargı siz ve sizin gibileri insan sanmamız ! Yazılan çizilenleri başka yerlerinizden anlayıp insanları kategorize etmeyin derim, kendinizi ulaşılmaz ciğer hiç sanmayın ! İnsanlıktan, dertleşebilmekten, paylaşmaktan dem vurup, değiştiğine inanıp balçıklaşmış tavırlarından sıyrılamayan ve başkalarınıda o balçıkla sıvamaya çalışan tiplerden fazlasıyla bıktık. Ha suç siz gibi tiplerdemi ? Tabiki hayır, ben gibi o balçığa paçasını bulaştıran ahmaklarda. Kimi kimse kişiler burada yazılanları fazlasıyla üzerine alınıyor. Hiç tavsiye etmiyorum. Buradaki hikayelerin, anıların tırnağının ucundan geçmez, geçemessiniz ! Dünyadaki varlığınızı değilde, Dünya'ya kilot sıyırmaktan başka neler verebildiğinizi irdeleyin biraz.


7 Mart 2014 Cuma

Sorma



Sen bu kadar güzel gülerken bana ağlamak yakışmaz
 ama gel birlikte gülelim de demezsin !

Madem öyle sorma göz yaşlarımı
 ve ben de sormayayım insanların nasıl böyle gülebilmeyi başardıklarını.



4 Mart 2014 Salı

Birazcık Kaos Gerek Bize


Onlar gibi konuşma. Öyle değilsin. Öyle olmak istesen bile. Onlar için, sen de tıpkı benim gibi bir ucubesin.Ahlaki değerleri, yasaları kötü bir şaka gibi.Onlar sadece dünya izin verdiği ölçüde iyi olabilirler.Ben bir canavar değilim. Ben sadece dönemecin önündeyim.

***

Tam bir idol ! İnsanlardan nefret ediyorum !! Dünyanın böyle olmak zorunda olduğunu bildiğim halde haksızlığa adaletsizliğe dayanamıyorum...  OROSPULAR, YALAKALAR, DALKAVUKLAR, ENSESİ KALINLAR, ACIMASIZLAR ve bir çoğu hepsini cehenneme yollamak istiyorum,  
kaosun bir parçası değil ta kendisi olmak istiyorum !

Why so serious?