25 Temmuz 2014 Cuma

Karşınızda New Batman


 Zack Snyder'ın yöneteceği "Batman v Superman: Dawn of Justice" filminden kareler gelmeye devam ediyor.
Kısa kulakları ve sert bakışlı maskesiyle daha agresif bir Batman bizleri bekliyor gibi,



Ben Affleck'in maskeyi geçirmiş hali umarım bizleri şaşırtacak bir performansla çıkar karşımıza,





24 Temmuz 2014 Perşembe

Sinem Sal

. . . Seansım bitti. Hipnozcu nasıl hissettiğimi, sordu. “Kandırılmış hissediyorum…” dedim. “Tüm bu anlattıklarınız İslamiyet’ten kopmuş; fakat modern insana yalnızca sevişme rahatlığını ‘niyet önemlidir’ diyerek vermiş olan öğretiler. Kötü bir insan değilsiniz Adil Bey… Bir kere pembe bir bilgisayarınız var ne kadar kötü olabilirsiniz ki…  ve üstüme turuncu pike örttünüz, sağ olun… Fakat kalbimi keşfetmek yerine, kalbimi bozmamaya karar verdim. Çünkü zaten var… Tanrı’ya gelince, sanırım ona herkes kendi yoluyla ulaşıyor.  Allah, domuz kumbarası değil ki içini doldurunca mana kazansın.”Saçma olan her şey hakikattir. “Önümüzdeki minibüsü takip et kaptan” dedim taksiciye. Minibüsün önünü kestik. Ona bindim. “Bir Kadıköy lütfen…” Cam kenarına oturdum.  Annemi aradım. “Alo? Anne… Az önce hipnozdan çıktım. Hipnoz yok, Allah var, kader var…” Annem, başıma bir şey geldiğini düşündüğünden yaklaşık on kez aradı. Şarjım bitti. Kadıköy Antikacılar Sokağı’na yürüdüm. Şekersiz çay ve sigara içtim. Marilyn Rabia dedim, güzelim benim… Dünyayı anladın ve bunun hiçbir önemi yok. Hayatı kavradığında, yaşamaya başlayacaksın. Tesadüf, ya da kader, belki de çekim yasasının lütfu, sevdiğim Bey önümden geçti. Kıskanan kalbime, “Olabilir cinsellik bir ihtiyaçtır” diyecek oldum… Dedim dur, kalbine üzülmeme hakkını sana kim verdi? Çaycıya seslendim “Bir çay lütfen…” Aşk, üçüncü bir kişiyi kabul eder. O da çocuğunuzdur. Allah demekten korkan, modern değildir. Neon ışıklarıyla aklımdan geçen bu iki cümleyi sesli okurken, o  sırada çalan şarkıyı fark ettim, Behiye Aksoy da benimle aynı fikirdeydi, ulan dedim acaba aynı adama mı aşığız:

"Bir garip yolcuyum hayat yolunda, yolumu kaybetmişi perişanım ben 
Mecnun misali, gurbet ellerde, ümitsiz sevginin kurbanıyım ben
Yalan dünya, her şey bomboş . . . "




23 Temmuz 2014 Çarşamba

Tasarımcı Kişiyi Anlamak




Mouse, bir tasarımcı için sevgili elinden daha hayırlı bir merettir
Çünkü Mouse ne tek taş ister, epilasyonudur manikürüdür gerekmez. Mouse sadece onu tutmanızı ve tıklamanızı ister. Bir çok çalışan klavye ile aşk yaşarken, bir tasarımcının yari yareni her zaman mouse'dur.

Tasarımcı için müzik ruhun gıdasından ziyadedir
Her çalışan müziğe ihtiyaç duyar ofislerde, ama tasarımcılar başkadır. Bilgisayarından ses kartını sök, ofiste müziği yasakla. %100 işi bırakırlar işi bırakmayanların ölmesi de muhtemeldir.

Revizyon bir tasarımcı hastalığıdır
Revizyon Bilimadamlarının araştırmalarına göre müşterilerden bulaşan bir çeşit virüstür. Müşteri temsilcileri vasıtasıyla tasarımcılara geçen bu ölümcül virüsün tedavisi henüz bulunamamıştır. Virüsün yarattığı enfeksiyon, tasarımcının çalışmasının ilk halinden bambaşka bir formda işin onaylanması şeklinde gözlemlenmektedir.

Tasarımcılar için Revizyonsuz İş
Bir tasarımcının en büyük hayali yaptığı işin revizyona uğramadan direk onaylanmasıdır. Bir kez revizyon döngüsüne takılan tasarımcının normal bir insandan 10 kat daha hızlı yaşlandığı bilimsel bir gerçektir.(Gerçek)

Tasarımcı için iş yoktur Deadline vardır
Deadline yani işin bitmesi gereken zaman bir tasarımcı için ölümcül biçimde geçer. Ensesinde boza pişiren müşteri temsilcilerinin "Hadi hadi" sıkıştırmaları altında boncuk boncuk terlemenin ne demek olduğunu tasarımcılar bilir.

Tasarımcının doğal ortamındaki tek düşmanı müşteri temsilcisidir
Müşteri temsilcisi bir tasarımcı için korkulu rüyanın vücut bulmuş halidir. İşi bilmemekten midir nedir, müşteri temsilcilerinin de genelde heyheyleri yerinde olur hep. (Bana heyheylenebilen daha doğmadı)

Telefon görüşmesi tasarımcının odasında yapılacak iş değildir
Efendim tasarımcılar bilir, bir odada eğer biri telefonda virvirvir konuşuyorsa o an yapılan işin layerından hayır gelmez. Telefon görüşmesi dedin mi tasarımcının hayalgücü neticesine kaçar, çalışma azmi ishal olur dökülür bünyesinden.
(Çoooook doğru, benim ofisimde bu tarz embesil beyin fukarası çok)

Toplantıdaki en laubali insan tasarımcıdır
Tasarımcılar yapıları gereği işe öğlen gelen(ben 07:30), yataktan kalkma ve hırpani takılan kişiler olduklarından iş disiplinleri düşüktür. Öyle olmadığını iddia eden varsa Tasarımcılar Odası Başkanlığından terk kağıtlarını alıp gidebilirler. Bu insanları toplantı odasında odaklanmış bir şekilde tutmak zordur bu sebeple. Genelde toplantılar birinin tasarımcıya kafa göz dalması ile sonlanır.(Yavaşşşşş)

Rahat olmak tasarımcılığın şanından gelir
Tartışmasız ofiste en rahatına düşkün çalışandır tasarımcı. Mesaiye başladığında oturur pozisyondan, mesai sonuna doğru amuda kalkmış olabilir. Genelde bunların oturduğu koltuklar fazla ısınmadan ötürü alev alırlar.
(Havada asılı kalabildiğim gün söz oturarak çalışmıcam).

Bilgisayarsız tasarımcının hali
Bir tasarımcının elinden bilgisayarını alın, ofiste bilgisayarsız iş yürütemeyecek tek elemandır. Şimdi kimse, "Ne olacak canım alır bir kalem kağıt çizerim" demesin, birbirimizi kandırmayalım arkadaşlar.

CTRL+S(Kaydet) yoksa tasarımcı da yoktur
Bir proje düşünün ki CTRL + S olmaksızın 10 saat geçmiş, bilgisayarın rami Roberto Carlos'un baldırları gibi şişmiş... Kabus gibi değil mi? Projeye kelle koltukta devam etmekten öte bir şey. Allah göstermesin, CTRL + S 'siz bir dünyada yaşanacağına patlasın bütün bilgisayarlar taş devrine dönelim daha iyi a dostlar.

Endüstriyel tasarımcının yanında diğer tasarımcıların lafı olmaz
Bir tasarımın kağıt üstünde kalması, ya da ekranda takip edilecek bir formda olması kısmi hasarlara yol açabilirken, endüstriyel tasarımcıların eserleri ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu sonuçların etkilerinden kaçınmak için gözleri kapatmak da yetmez, gördüğünüz yerde kaçmanız tavsiye edilir.

Tasarımcı atasözü: Logo mühim bir iştir
Öyle logoya bakıp da "Ne var bunda" diyecek samimiyetten uzak arkadaşları şöyle bir dışarı alalım öncelikle. Kalan arkadaşlara da şunu diyelim "Yapma güzel tasarımcı kardeşim." çoluk var çocuk var. Tasarımcı kalitesini logo dizaynından belli eder.

Bir gün herkes tasarımcı olacak!
Yazılımcılarla tasarımcıların ortak derdidir efendim, herkes bu ülkede tasarımcı doğar yaşar ve ölür. Tasarım bilmeyene vatandaşlık verilmez bu ülkede. Beyaz zemine kırmızı boya dökebilen herkes tasarım erbabı olarak geri kalan hayatına devam eder. O yüzden aslında burada anlattıklarımızı da herkes bilir anlar diye umuyoruz . . .



Kaynak: Oktay Volkan Alkaya

18 Temmuz 2014 Cuma

#Gaza Özeti



1947'den bugüne gelinen nokta !



10 Temmuz 2014 Perşembe

300 Rise of an Empire - Edge of Tomorrow

Epeydir filmler hakkında yazmıyordum, kafamın stresli günlerden sıyrılması için iyi olacağını düşünerek iki film değerlendireceğim, biliyorum Cahit'in devamını bekliyorsunuz ona da devam edeceğiz inşallah. 



İlk yorumlarımızı "300 Rise of an Empire" için yapalım, Frank Miller'ın grafik romanı Xerxes'ten uyarlanan 300'ün bu yeni filminin görselinde 'le posteri seçtim çünkü öncelikle söyleyeyim filmi ayakta tutan tek karakter. Önceki filmin başarısıyla para kazanmak için çevrilmiş bir film gibi geldi bana, görseller ve anlatım ilk filmimiz de tadında bırakılmıştı, 300 RoaE'da abarttıkça abartmışlar, bir ara kendimi bilgisayar oyunu oynuyormuş gibi hissettim. Başka bir ayrıntı da beklentilerin yüksek olduğu filmlerin en önemli unsurlarından bir tanesi de filmin müzikleridir, malesef filmimizin akılda kalıcı müzikleri olduğunuda söyleyemeyeceğim,  film zaten yeşil perde teknolojisi ile çekiliyor üstüne bir de abartı efektler gelince eeeeh dedim, yeter be dedim =). Themistocles karakterini oynayan Gerard Butler'in malesef çok gerisinde kalıyor. Bu yüzden ben Artemisia karakterini canlandıran Eva'dan bahsedeyim, cidden bu kadın böyle yırtıcı, agresif, hırslı karakterleri canlandırsın, bence çok yakışmış ve filmde sivrilen oyuncu olabilmeyi başarmış, hatta ve hatta The Dark Knight Rises'da kedi kadına cuk otururmuş ! 15+ lık sahnelerden birinde seksapelliğiyle damgasını vurup film de akılda kalanların başında olmayı başarıyor. IMDb 6,5 vermiş bence kararında olmuş, 2006'da ki film 7,8'di. Eğer ki bir sinema severseniz ömrünüzden 102dk' nızı bu filme ayırabilirsiniz. Son bir şey belirteyim yeşil perde çıktı mertlik bozuldu 80-90'lı yıllardaki canlı sahnelerin yerini tutmuyorlar. Örn: Braveheart




İkinci filmimiz "Edge of Tomorrow" Haziran'da gösterimden kalkmış daha taze bir film, konu olarak daha önceleri bahsettiğim filmi olan Groundhog Day filmini andırıyor. Her zaman ki gibi dünyaya saldıran uzaylılarla(bi istila edemediler gitti) olan savaş esnasında öldürdüğü uzaylıdan kendisine geçen güç sayesinde yaşadığı günü ölmesi durumunda en başından tekrar yaşamaya başlıyor. Bilgisayar oyununda öldüğünüz bölümün başından başladığınızı düşünün, Tom Cruise'da savaş esnasında her seferinde tekrar tekrar ölüp hem bu durumu aşmak hem de dünyayı kurtarabilmek için daha da tecrübe kazanarak savaş meydanına geliyor. Öldüğü sahneler ya da her seferinde tekrardan tanışmak zorunda kaldığı insanları şaşırtması epey tebessüm ettiriyor. yaşlandıkça bilim kurgu filmlerde daha fazla yer almaya başladığını belirteyim, nedeni yaşlanmayı kabul etmemesi olabilir mi ? Bkz.Oblivion Bu güne dek gün tekrarlı filmlerden izlemediyseniz hoşunuza gidebilecek bir kurguya sahip. İlginçtir IMDb puanı hayli yüksek 8.1 bence abartı bir puan olmuş, 7.2 ideal olabilirmiş.



GEREKSİZ FİLMLER KÖŞESİNDE


"Mezarına Sümküreceğim 2" Tamam anlıyorum Amerika, sert seks ve hatta tecavüz kimilerinin fantezileri arasında fazlaca yer buluyor olabilir ama bu nedir abi ya, iki yılda bir aynı filmi farklı abla ve ortamlarda cevirip cevirip önümüze koyuyorsunuz ? Canı isteyen açar bir porno site tatmin olur. Bunun için bu filmi tekrar tekrar çevirmeye gerek yok ki. Bir de "2" denmesindeki amaç nedir ? Belli ki devam filmi niteliği taşımıyor. Neyse bu sefer film posterini profilden vermişler ve elinde şok cihazı var. Genelde kilodu parçalanmaktan g-stringe dönüşmüş elinde kocaman ekmek bıçağı olan bir hatun olurdu. Onuda sansürleyeceğiz diye bir yığın uğraşırlardı. Tamam sansürlenmesine birşey demiyorumda bu filmi izlemeye giden zaten şiddet içerikli bir film izlemeye gidiyor sansür kimin için ? Fatmagül'ü, Bihter'i primetime saatinde bafiletirken sansür yok, sinema filminin afişine sansür var  =D tamam izleyin izleyin, hadi izleyin kızmayacağım Hohahahaha..

     1978 deki ilk film                                           2010'da İkinci kez çevrilen                                   Bu da sansürlüsü =)




2 Temmuz 2014 Çarşamba

Şak Şak Şak



 ! Bravo Bravo !

Sadece yaftalamak, karalamak, rencide etmek, kategorilere bölmek, hat safhada saygısızlık gibi daha bir çok saçmalığın yapılması için insanların dünyaya getirildiği bir ülke artık burası !! Misal hayvanları sevmez, saygı duymaz ama sevenede anlam veremez beynini s . . klerim,  kendi s . . nden düşene insanlığı, saygıyı öğretemez ama kendi hakları olunca kat be katını isteyenlerin ülkesi, artık şunun bilincindeyim ki bu kadar mal ne eğitilebilir ne de ihraç edilebilir. Geriye tek çare kalıyor ! Orasını da sizin fantezinize bırakıyorum . . .