27 Şubat 2015 Cuma

Belki Bir Gün












Şimdi Ortaçgille Teoman'ın birlikte verdiği konserin şarkılarını dinliyorum da, ne tatlı herifler lan bunlar =) düşünüyorum da bu adamlarla komşu olsaydım ya, böyle sabah dairemden çıkarken  mavi ayakkabılarının bağcıklarını bağlayan Bülent Ortaçgil'le sabahlaşsak "Abi günaydın, nasılsın?" ya da akşam kapım çalsa Teoman "Sonsuz birazcık tarçının var mı?" diye sorsa(tarçını çok severim ve bu hayal benim).  

Tam da şuan dinlediğim "Eylül akşamı" . . .

Bu şarkıya istinaden,

Belki bir gün . . .

Bir yerlere giderken aynı renk tonlarında giyiniriz,
Plansız bir yerlere gidip süprizlerle karşılaşırız,
Sensiz plan yapıp sana süprizler yaparım,
Tam mesaj atacakken ekrana senin sevgi mesajın düşer,
Birlikte markette reyonları gezer, alacağımız abur cubura karar veremeyiz,
Akşama hangi sinemaya gideceğimizi düşünürüz,
Sana anlatamadığım hislerimi müzik listesi yaparak anlatırım,
Kitapçının bir köşesinde sen, bir köşesinde ben kitaplara göz atarız,
Birlikte sokak kedilerine mama dağıtırız,
Otobüste giderken başını omzuma dayarsın,
Ada'da bisiklete bineriz,
Seninle şebek şebek pozlar verir bol bol foto çekiliriz,
Yara izlerimizi gösterir nasıl olduklarını anlatırız,
Balat'ta bir cafede çay içeriz,
El ele tutuşur karların üzerine birlikte atlarız,
Ya da denize atlarız,
Aynı şişeden ağzımızı dayar su içeriz,


Seni kıskandığım için homurdanırsın
Seni öptüğüm için utanırsın
Seni sevdiğim için . . .



24 Şubat 2015 Salı

Müptezel

Gözleri gözlerime takılan kadın, sen mutlulukların gölgesinde demlenirken ben intihara teşebbüs düşüncelerle düşlememeye çalışıyorum seni. Yılları da saymıyorum artık tesbih gibi tane tane sıraya dizerken ve sayısını da hatırlamıyorum kalbimin seni ne kadar sayıkladığının. Gözlerim her gece tavanla sevişirken sen kalbini de verdin mi tenini teslim ettiğine ? Amaaaan neyse ne, sen bakma kalbime arada bir gelip giderler ona böyle . . . 



21 Şubat 2015 Cumartesi

56K


"Ooo papatya son bir defa bana bak" bu şarkıyı dinlerken o yıllara o anlara gitmek iyi hissettiriyor. 56 K modemimle İnternet'ten illegal yaptığım ilk deneyimdi, bir de Kardelen'i indirmiştim, küçücük odamda 15 İnch tüplü ekranımda Winamp'tan peş peşe çalıp çalıp eğlenirdim, gelecek kaygılarından çok uzak güzel yıllarmış diyorum, zaman ne kadar da acımasızsın. O zamanlar İnternet'ten bir şeyler bulup indirmek çok zor ve bir o kadar eğlenceliydi, bir resmi kaydetmek bir kaç dakika sürebiliyor, evin telefonu İnternet'e bağlıyken meşgul veriyordu(isyankar ebeveynler cabası), tanıştığın biriyle sohbet ederken zart diye bağlantı kopabiliyordu. Şimdilerde (maalesef)milyonları aşan Adult sitelere o zamanlarda giriş dahi yapamıyordun, o yıllar İnternet bile daha güvenliydi, isim soy isim dahi vermeye çekinirdi insanlar, önce Nick name'le tanışır karşısındakine güvenirse ismini söylerdi, kız nicki ile girip az mı işlettik milleti, şimdilerde İnternet'ten tanıştığı kişi tarafından kaçırılan bir sürü genç kız haberi duymak cidden çok üzücü. Bunları böyle yazınca kendimi epey yaşlanmış gibi hissettim ama o yıllar da çok uzakta sayılmaz değil mi? Bahsettiğim yıllar 1995-1998 eğer birinin evinde o dönemlerde bilgisayar varsa zengin muamelesi yapılır imrenilirdi (ki alakamız yok) ha havam olmuyor muydu eh işte ^-^ kısadan kesip 90'lar da çocuk olma tribine bağlamayacağım yeter bu kadar.

Dip Not: Teoman'ın "O" ve "On yedi" albümleri favorimdir ve "Dünya" adlı parçası ile bir İnternet Paketi reklamında oynamıştır. 

Ekstradan Kemal Sunal'ın oynadığı E-Kolay reklamları.